Bir solukta okudum.
Kendini, enerjisini, hayatı keşfedememiş küçük bir kızdan; hayata, yaşamaya, insanlara dair hevesi ve umudu kalmayan bir kadına…
Ne büyük bir acı.
Hani küçükken cesaretle, merakla, canlılıkla hayatı sorgularız ya. Merak ederiz, öğrenmek isteriz. Gün geçtikçe ve yaş aldıkça o heves heyecan silikleşip gider ya hani.
Kitaptaki betimlemeler, sessizce normalleştirdiğimiz bu gerçekliği bir kez daha görünür kıldı benim için.
Ve dahası, insan denen varlık toplum olarak ne çok şeyi sessizce normalleştirebiliyor dedirtti.
Ürkütücü, incitici ve üzücü.
Yine ve yeniden bana bu kitap sessizce şunu fısıldadı: Sevgi ve huzurla dolu yuvalara ihtiyacımız var.
Çocuklar bunu hak ediyor.
Biz bunu hak ediyoruz
Bir çocuğun ruhuyla satırlara işlenmiş adaletsizliğin öyküsü.
Son sayfayı da çevirdiğinizde; yüzünüzde ince bir tebessüm, zihninizde sisli sorgular bırakan kitap, Bülbülü Öldürmek.
Gerçekten bir gün tüm ayrımları yıkıp "İnsanların hepsi insan." diyebilecek miydik...
"Tanrım, bize asıl zararı başkalarının söyledikleri değil, kendimize söylediğimiz yalanlar veriyor. Özellikle de çaresizce inanmayı arzuladığımız yalanlar."