Bize bir insan mektebi lâzım. Bir mektep ki bizi kendi ruhu-muza kavuştursun; her hareketimizin ahlâkî değeri olduğunu tanıtsın; hâyâya hayran gönüller, insanlığı seven temiz yürekler yetiştirsin; her ferdimizi milletimizin tarihi içinde aratsın; vicdanlarımıza her an Allah'ın huzurunda yaşamayı öğretsin.
Bu mektepte edebiyat, tarih ve felsefe kültürü başta gelecek ve onun yetiştiricileri sadece bir memur değil, örnek insan olacaklardır. Din görevinin bile para ile yapıldığı bir düzenin tersine çevrilmesi lâzım geliyor. Ancak böyle yepyeni bir anlayışın benimsenmesiyle Türk millet maarifini kurmak ve ruhlarımızda rönesans açmak kabil olacaktır.
Biri Allah Kitabı'na düşman olan, öbürü Allah Kitabı'nı midesine sermaye yapan masonlukla Kur'an kurslarının kapıları kapanmadıkça bu uçurum gittikçe derinleşecektir. Bu hal süre geldikçe bir yandan Kur'an'ın ilâhî felsefesini alaya alacak cahil reziller çıkacak, öte yandan Allah kelâmını bit pazarında eski eşya satar gibi sesleri ile satacak duygusuz bezirgânlar eksik olmayacaktır. Görünüşte birbirinin tersi olan bu iki müessese, ruha düşman bir maddecilikte birleşiyor ve birbirlerini tamamlıyorlar. Biri İslâm'a karşı koyan maddecilik, öbürü bizzat İslâm'ın içinde bağdaş kuran maddeciliktir. Çünkü onda dinin bütün ruhsal dâvası maddeye bağlı sözler, sesler ve beden hareketleri halinde maddíleşmektedir. Hoca, İslâm'ın şekle bağlı unsurlarını istismar ederek onun özü olan ruhunu hiç tanımayan berbat bir maddecidir.