Zeynep Hilal

Zeynep Hilal
@Zeynephd
"Yaşam çok şey öğretiyor insana, ölüm daha da çok; her ikisi bilimden çok, çok daha fazlasını öğretiyor."; (Miguel de Unamuno, Sis)
Gerçekçi yöntem, gerçekliğin yansıtılması için niçin tek yöntem olsun? Özün yansıtılması bir estetik kategori, gerçekçilik ise bir yöntemdir. Bunlar birbirine karıştırılmamalı. Bu nedenden ötürü Fischer "toplumcu gerçekçilik" yerine "toplumcu sanat" demeyi daha uygun buluyor. Çünkü önemli olan belli bir yöntem değil sanatıçının toplumcu tutumudur.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Okurun geçmiş yüzyıllarda yazılmış bir eseri anlayabilmesi, tadına varabilmesi ve değerlendirebilmesi için eserin yazıldığı çağdaki koşullar, inançlar, dünya görüşü, sanat anlayışı ve gelenekleri hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bundan ötürü eseri tam anlamıyla kavrayabilmek, ona doğru bir açıdan bakabilmek için okurun o çağa dönebilmesi, yazarın amaçlarını anlayabilmesi ve o çağın okurunun gözleriyle bakabilmrzş lâzımdır esere.
Sayfa 79 - iletişim yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat

Zeynep Hilal

, bir kitap okudu
Puan vermedi·97 syf.·
2020 78. kitabı
Toplumcu gerçekçilik şu anki gerçekliği bilmek değil, bunun nereye doğru gittiğini bilmektir.
Sayfa 54 - Radek der ki...·Kitabı okudu
Edebiyat
Esas Acıklı Güldürü
8/10
·272 syf.··
2020 77. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2020 16:22
"İt kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanarmış." Bu atasözünün kitabın başında yazılmış olması boşuna değil. Bizim de bu kitapta bir adet "it"imiz ve sayısız kağnımız var. İtlerin sayısı birden fazla elbette ama bu kitapta yalnız biri konu edilmiş: Zübükzade İbraam. Kağnılarımız ise vekil, başbakan gibi üst makamlar. Tabii ortamda kağnı varsa it durur mu? Durmaz. Hemen kağnının yamacına ilişir ve kağnının gölgesiyle övünür. Ama suçun büyük kısmı ne itindir ne kağnının; suç bizimdir. Suç, hem kağnının hem de itin farkında olmasına rağmen her seferinde yeniden kandırılanlarındır. Otelci Satılmış Bey'in dediği gibi: "–Bu Zübükzade namlı gavatının hiçbir suçu yok, (…) bütün suç, kaymakamlığı ile, partisiyle, belediyesiyle bütün bir kaza (ilçe) ileri gelenlerini çiğneyip, böylesi bir alçağı adam yerine koyarak evine konuk gelenlerde. " (s.84) Evet, Zübükzade ile muhatap olan her insan (dolayısıyla ondan kazık yiyen her insan), daha sonradan intikam almak için onun ayağına kadar gider ve sonra Zübükzade'ye dualar ederek, ayağına kapanarak yanından ayrılır. Yani bu insanlar bir döngüye girmiş durumdadırlar. "Zübük'e inan - ondan nefret et - intikam almaya çalış" döngüsüne... Bu döngüyü daha iyi anlamak için not defterime kabaca çizmiş olduğum şu şekli paylaşmakta fayda görüyorum: hizliresim.com/9fBdyS Bu döngüden çok rahat anlaşıldığı gibi Zübük, insanların duygularını ustalıkla istismar ediyor. Bu konudaki başarısını takdir etmek gerek. Bu konuyu örneklendirmek için şu alıntıyı paylaşabilirim: "(…)Yahu herifin alçaklığını benden iyi bilen yokken, o sözleri deyince içim bir hoş oldu, gözlerim sulandı. (s.135) Bu Zübükzade, aynı zamanda Zübüklükten arta kalan zamanlarında ahlâk dersleri vermeyi sever. Nasıl dinci olmak için dindar olmak gerekmezse, ahlâkçı
Edebiyat
ZübükAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 20128,3bin okunma