Ona göre ruh, dünya nimetlerinin tutsaklığından kurtuldukça özgürleşiyor, bağımsızlaşıyor ve dünya yüzünde hiç bir krala ve imparatora nasip olmayacak bir büyük iktidara kavuşuyordu.
…
Bütün dünyayı dolaşsan yedi iklim dört bucağı tarasan hiç bir şeye ihtiyacı olmayan tek bir hükümdar bulamazdın. Hepsinin saraya, kumaşa, silaha, hayvanlara, ikram edilecek yiyeceklere, cellatlara, askerlere, altına, gümüşe ihtiyacı vardı.
Çok akıcı bir dille yazılmış okurken hayatı sorguluyor insan, geçmişte yaşanan zorluklar günümüzde şekil değiştirse de evlat kaybetmenin acısı her zaman aynı zorlukta... Siyasetin insan yaşamına vurduğu tokat o zamanlarda daha da acımasız. Ama yasamak zorundalığı hep aynı.. Kitabın her sayfası, üzerinde saatlerce konusmaya değer. Tavsiyemdir okunmalı