📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Değersizlik duygusunun temelinde kızgınlık bulunur ve insanın dünyayla olan ilişkilerini çeşitli biçimlerde ve dolaylı olarak yönlendirir. Bilinçaltındaki kızgınlık ve isyanı denetim altında tutabilmek için çevresine sürekli ödün veren, verdikçe daha çok kızan, kızdıkça daha çok veren, kısırdöngüye kapılmış insanların sayısı hiç de az değil. Bu nedenle etrafımızdaki meleklere temkinli yaklaşmalıyız, iyice tanıyana dek.
Eşinizin, partnerinizin ya da yakın dostlarınızın sizi tanımasına ne kadar izin veriyorsunuz ya da onlara yansıttığınız ihtiyaçlarınızın ötesinde, onları ne kadar tanıyorsunuz ya da tanımak istiyorsunuz? Azımsanmayacak sayıda insan birbirlerini tanıdıkları varsayımları ile birlikte bir ömür geçiriyor. Çünkü bütün bu ilişkilerin içindeyken biz kendimizi anlamaya çalışmaktan kaçınıyoruz. İlişki içinde karşı tarafı değerlendirmeye çalışıp ona göre tepki vermekle sınırlanmış bir beraberlikte, kendi içimizde olanları algılayıp kendimizi olduğumuz gibi ortaya koyabilmemiz zaten mümkün değil.
İnsanlar farkında olarak ya da olmayarak birtakım beklentilerle birbirlerine yaklaşıyorlar. Biri diğerinden, diğeri de ondan kendisini yaşatmasını beklerken, ilişki olduğuna inandıkları bu durumun içinde kilitlenip beraberliklerini tüketiyorlar.
Kendimize dikkatli bakarsak, benliğimizi ne oranda başkalarının varsaydığımız beklentilerine göre oluşturduğumuzu görebiliriz. Kendimizi "kimlere göre ben neredeyim" rüşvetine göre algılayacağımıza, "bana göre kimler nerede"yi dikkate alarak düzenlemek benmerkezcilik değil, benliğimize sahip çıkabilmektir.