Yetişkin hayatta da bizler benliğimizi ilişkiler içinde algılayabiliriz. Dolayısıyla, yalnızlıktan hoşlanılmamasının temelinde benlik algılamasını kaybetme korkuları bulunur. Herhangi bir anda yaşamakta olduğumuz gerçekliğe, ancak bir ilişki içinde kendimizi anlayarak ulaşabiliriz. Ne var ki; ideallerin, inançların, ideolojilerin tutsağı olup kendimizi içtenlikle ortaya koymaktan sürekli kaçınıyoruz.
Özerkliği yeterince öğrenememiş insanlar yapacakları şeyleri kendileri için değil, kim olduğu belli olmayan birileri için yaparcasına gerçekleştirirler.
Özerk olmayı öğrenememiş olmanın başlıca belirtileri, karar verememe ya da verilen kararla ilgili şüpheye düşme ve kendini ortaya koymaktan utanmaktır.
Hepimiz şu ya da bu şekilde bize nasıl olunması gerektiğini empoze eden bilgilerle, ideolojilerle, dinsel inançlarla donatılmış bir üst-sistemler karmaşasının, yani bize göre geçmişin ipoteğiyle dünyaya geliyoruz. Yani hiçbiri kendi seçimimiz değil.