Her egonun bir benliği, her benliğin de bir kimliği vardır. Kimlik; bir insanın normlarını, değerlerini, seçimlerini içerir ve egonun dünya içindeki tavrı ve konumu bu doğrultuda şekillenir. Davranışları yönlendirecek referans noktalarının netliği bozulduğunda kimlik algılaması da bulanıklaşır. Bu durumun zemininde çoğu zaman özerk bir varlık olmayı öğrenememiş olma bulunur.
Gerçekten kararlı davrandığımızda insanlar bazen soru bile sormadan bizi o halimizle kabul edebilir. Bu kararlılığın temelinde tabii ki risk alabilme, dolayısıyla yüreklilik var. Biz kendimiz olup içimizden geldiğince davranabildiğimizde bizi dibe çekme eğiliminde olan diğer kişinin de bu tavrından vazgeçip bize katılabileceğini görürüz çünkü insanlar genellikle hayatiyetin olduğu alanları yeğliyorlar, kendileriyle birlikte siyahlara doğru sürüklenenleri değil.
Çoğumuz kendi aleyhimize oynadığımız oyunlardan haberdar gibiyizdir, ama başka seçenekler yokmuşcasına bunları sürekli görmezden gelip alışageldiğimiz kısırdöngülere tutunuruz. Bizi mutsuz da etse. Denenmemişin korkusundan ötürü, bizim için zararlı olduğunu bile bile bilinene tutunmak.
Çoğu sosyal ortamda dinlemek işitmenin fazla ötesine geçemez. İnsan bir konuyu dinlerken gözlemlerinden kurtulup gerçekten konuşmanın içine girebilirse çok zengin bir deneyim yaşar.