Zeynep

Zeynep
@Zeynnepcelik
Lisans
İstanbul
103 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
10/10
·225 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
Yaseminler Tüter mi Hala, Alev Alatlı'nın bastırmış olduğu ilk roman. Aynı zamanda Kıbrıs Harekatından kısa zaman sonra yazılmış bir kitap. Alatlı bir konuşmasında kitabı o dönemlerdeki Kıbrıs'ı ve Kıbrıs'ın yaşamış olduğu içler acısı serüveni anlatmak için yazdığından söz eder. Bir tarafta EOKA örgütü diğer tarafta Haçlı bir Papaz ve Alatlı'nın tabiriyle tarih hatası olan bir adam... Eski eşinin Kıbrıslı olması hasebiyle hep yakın bir ilişkisi olmuş Alatlı'nın Kıbrısla. Yine Alatlı konuşmasında romanda anlattığı hikayenin bir gerçeklik payının olduğundan söz eder. Kendi kayınvalidesinin tıpkı romanda anlatılan Eleni' nin kayınvalidesi gibi çok saf temiz bir kadın olduğunu belirtir. Yani kitabın hikaye bölümü için tamamen kurgudur dememiz doğru olmayacak. Romanın hemen başında dikkatleri çeken ilk şey Rumlara ait olan atasözü. Hangi dönem olursa olsun her zaman olan yumurtaya olur yani kırılgan olana olur cümlesi... Eleni ve Naciye'nin hikâyesi de tam olarak böyle. Dikkati çeken bir diğer nokta ise kitabın ismi. Genel olarak çiçekler ve yasemin çiçeği temizliği, masumluğu, saflığı, aydınlığı simgeler. Yasemin çiçeğinin özelliğine bakacak olursak; yasemin çiçekleri toprak seçmeyen uyumlu bir bitki. Yazar bu ismi seçerken bu bağlamda düşündü mü bilmiyorum ama böyle bir çıkarım yapmak istedim. Romanın hikayesinde yer alan faşist ırkçı tutum ve bu tutuma karşı istekli isteksiz götürüldüğü her yere uyum sağlamaya çalışan bir Yasemin çiçeği olan Eleni Naciye... Yazar Eleni üzerinden toplumumuzda var olan yanlış kadın portresini çizmiye çalışmış. Eleni'nin çekmiş olduğu işkenceler, uğramış olduğu iftiralar ve bu olaylara karşı sözünün hiçbir değerinin olmaması. Gerçekten insanlık için içler acısı. Genel olarak romana baktığımızda toplumlarda var olan bir kimlik problemine
1000Kitap
Yaseminler Tüter mi, Hâlâ?Alev Alatlı · Everest Yayınları · 2020818 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·96 syf.··
2021 6. kitabı
İşkenceci romanı Alev Alatlı'nın ikinci romanıdır. 1987 yılında yayımlanmış ve yine aynı yıl içerisinde Roman ödülüne layık görülmüştür. Kitap 1960 darbesinden sonra çıkarılan Toprak reformu yasasıyla beraber Güneydoğulu aynı zamanda demokrat partili bir köy ağasının ailesiyle beraber İstanbul'a olan zorunlu göç hikayesini anlatıyor. Bu göçle beraber o dönemin Türkiyesini, siyasal toplumsal olaylarını, ekonomisini, eğitim sistemini birçok konuyu işlemektedir. Alatlı romanda Güneydoğulu ailenin metropol ile olan uyumsuzluk serüvenini çok güzel anlatmıştır. Romanın başkahramanı ağanın oğlu İşkencecidir. Alatlı, İşkenceci kahramanıyla bizlere yaşadığımız topraklarda ailenin, eğitimin ve dönemin otoritelerinin adeta el birliğiyle bir masumun nasıl bir işkenceciye dönüştürüldüğünü anlatıyor. Romanda ilk dikkatimi çeken nokta İşkencecinin adının hiç zikredilmemesidir. Adının olmaması bir fert olamaması ya da bir birey olamaması ile alakalı bir durum. Varlığını gösterebilecek ve bir isim almayı gerektirecek hiçbir "ben olma" durumunun olmadığının bir işaretidir. Alatlı onun için bir şeyin adı varsa vardır adı yoksa yoktur diyen bir yazar olduğu için benim aklıma acaba işkenceci aslında tüm bu serüvende var oldu mu olmadı mı sorusunu sormama sebep oldu. İşkencecinin doğumu, kundaklanması, çocukluğu, yetişkinliği, olumlu olumsuz yönlerini roman boyunca geçişler halinde vermiş bize yazar. Ancak tüm bunları fark etmek için romanı çok dikkatli bir şekilde okumak gerekiyor. Alatlı'nın adeta psikanaliz yaptığını söyleyip hayranlık duyduğumu da belirtmek isterim. Romanda tüm olaylar ve insanlar tüm realistliğiyle tüm handikaplarıyla ele alınmış. Bu da biz okuyucuların kavramsal arka planın hayatla ilişki kurabilmesini sağlamıştır. Alatlı genel olarak romanda kötülüğün bu
Edebiyat
İşkenceciAlev Alatlı · Everest Yayınları · 2013307 okunma
10/10
·687 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
Dostoyevski İnsan Ruhunun Resmini Çizen Adam Güzel bir çiçeğin renkli yapraklarının dizaynı, küçük büyük her bir parçasının kusursuz bir şekilde birbirine kenetlenmesi -dikkatli bakmışsak eğer- bizi hayretler içinde bırakır. Aynen bunun gibi, muhteşem dediğimiz bazı şaheserlerin yazarlarının “insan” gerçeğini işleyişleri de aynı şaşkınlığı, ardından, çiçekte olduğu gibi, aynı hayranlığı yaşatır bize. Suç ve Ceza’ yı veya Dostoyevski’ nin herhangi bir eserini anlayabilmek için önce biraz yazarını tanımak gerekir. Çünkü Dostoyevski yazdıklarında fazlasıyla kendini betimlemiş bir yazar. Dostoyevski birçok kitabını kumar borcunu ödemek için yazmıştır. Belki de borç yüzünden yazdığı en değerli eseri “Suç ve Ceza “ idi. İmzalamış olduğu sözleşme yüzünden bütün kitaplarının haklarını kaybetme noktasına geldiği için Dostoyevski “Suç ve Ceza” adlı romanını çok kısa sürede bitirmiş. Hani bazı kitaplar için başucu kitabı olması gerekir derler ya Suç ve Ceza benim için tam da öyle bir kitap. Yazar o kadar güzel betimlemeler yapmış ki her satırı bir dizi izliyormuşum edasıyla gözümde canlandı. Yaptığı tasvirler, psikolojik çözümlemeler o kadar mükemmel yapılmış ki tekrar tekrar okuma isteği uyandırdı bende. Kimi insanlar Suç ve Ceza kitabının abartılmış bir balon olduğunu iddia ediyor olsalar da, tam aksine ben çok daha fazla abartılmayı hak eden bir şaheser olduğunu düşünüyorum.
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma