Zeynnppp

Zeynnppp
@Zeynnnppp
Hayatın amacı kendine varmaktır. Oysa herşeye yaklaşır, her yere varır, bir tek kendinden uzak kalır insan. Her yeri, her şeyi keşfeder ama kendine kıpırtısız duran okyanuslardan haberi bile olmaz. Rumi.
"Eğer aşıksan ve sevdiğin kişiden telefon bekliyorsan, belki bütün akşam boyunca onun aramadığını işitirsin. Her an farkına vardığın şey telefonun çalmadığıdır. Onu istasyonda karşılayacaksan ve perondaki yığınla insan arasında bir türlü göremiyorsan, o zaman bütün o insanları da görmezsin bile. Senin için hiçbir önem taşımazlar, sadece rahatsız ederler. Hatta çirkin ve tiksindirici bulabilirsin onları. Öyle her tarafı kaplarlar boşuna. Tek bildiğin, onun ortalıkta görünmediğidir."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bazen yaşını başını almış kişiler bile olmadık davranışlarda bulunup suçu 'Adem'e atarlar. Oysa böyle bir 'Adem' yoktur içimizde. Kendi davranışımızın sorumluluğundan kaçmak için uydururuz bunu.
Sartre insan özgürlüğünü bir lanet gibi görüyor ve bizzat böyle yaşıyordu. 'insan özgürlüğe mahkûmdur.' diye yazmıştı. Mahkûmdur, çünkü kendi kendini yaratmış değildir ama yine de özgürdür. Çünkü bir kez dünyaya atıldıktan sonra, yaptığı her şeyden sorumludur.
Bir zamanlar bir kırkayak yaşarmış. Kırk bacağıyla çok güzel dans ediyormuş bu kırkayak. Ne zaman dans etse ormanın bütün hayvanları toplanır seyre dalarmış. Hepsi de hayranmış kırkayağın sanatına. Sadece karakurbağa çekemiyormuş kırkayağın dansını... " "Kıskanıyormuş demek ki!" Oturmuş bir mektup yazmış kırkayağa. 'Ey eşi benzeri olmayan kırkayak' demiş. 'Senin o yüce dans sanatının zavallı bir hayranıyım. Nasıl dans ettiğini öylesine bilmek istiyorum ki! ilk önce sol taraftaki 28. bacağını mı kaldırıyorsun, sağ taraftaki 9. bacağını mı? Yoksa sağdaki 16. bacakla mı başlıyorsun dansa, soldaki 37. bacağınla mı? Heyecan içinde cevabını bekliyorum. Sevgiler, karakurbağa."'... "Kırkayak bu mektubu alınca, ömründe ilk defa dans ederken aslında ne yaptığını düşünmeye başlamış. ilk hangi bacağını kaldırıyor? Sonra hangisini? "Sonra ne olmuş dersin Sofie?" "Herhalde bir daha dans etmemiş kırkayak." "Evet, öyle olmuş. Düşünce düşgücünü sıkıştırıp boğarsa, olacağı budur işte."
"Faust ölürken -uzun yaşamına dönüp bakarak- zaferle şunları söyler: Öyle güzelsin ki, dur, kal biraz! Çağlar geçse silinmez Yaşadığım günlerin izi. Öyle büyük bir saadeti sezmekteyim ki Şimdi tadına varıyorum en yüce anın." "Çok güzel söyledin." "Ama şimdi sıra şeytanda. Faust ölür ölmez şöyle diyor: Geçti ! Ne saçma söz! Neden geçmiş? Geçmişle hiç olmamış aynı şey! Niye ki bu bitmek bilmez yaratış, Yok olacaksa bir gün her yaratılmış! 'Geçip gitmiş!' Yani neymiş? Ha olmuş ha olmamış, Olmuş gibi dönüp durmuş. Sonsuz boşluk en iyisi bence."