Ruh ve beden arasında... karşılıklı etkileşme olduğunu Descartes bile reddedememişti. Ruh bedende oturduğu sürece, diyordu, özel bir organ olan beyin, bedenle, bir salgı aracılığıyla bağlantı halindedir. Tin ve madde arasındaki etkileşim burada gerçekleşir. Bu yüzden ruh sürekli bedenin ihtiyaçlarıyla ilgili duygu ve izlenimler tarafından şaşırtılmaktadır. Amaç da aklın yönetimi ele almasını sağlamaktır. Çünkü karnım ne kadar kötü ağrırsa ağrısın, bir üçgenin iç açılarının toplamı hep 180° olacaktır. İşte bu şekilde düşünce bedensel ihtiyaçları aşabilir ve 'akıllıca' davranabilir. Böyle bir bakışa göre ruh bedenden tümüyle bağımsızdır. Bacaklarımız yaşlanıp tutmaz olabilir, sırtımız kamburlaşır, dişlerimiz dökülebilir; ama içimizde akıl var oldukça, iki artı iki dört eder ve edecektir. Çünkü akıl yaşlanmaz ve yıpranmaz. Oysa bedenlerimiz yaşlanır. Descartes için akıl ruhun ta kendisidir. Arzu ve nefret gibi düşük duygu ve heyecanlar bedenin işlevleriyle yakından ilişkili şeylerdir -dolayısıyla uzamsal gerçeklikle ilgilidirler.