Hayatın amacı kendine varmaktır. Oysa herşeye yaklaşır, her yere varır, bir tek kendinden uzak kalır insan. Her yeri, her şeyi keşfeder ama kendine kıpırtısız duran okyanuslardan haberi bile olmaz. Rumi.
İyileşmek sadece acıyı kabul etmekse o zaman belki de yaşamak da hayatın varlığını kabullenmektir.
... Ruh bir şeyleri tecrübe etmek için bir beden ister ve o beden kendine farkındalık kazandırana kadar kendisiyle savaşır.... alması gerekeni alana, hissetmek istediğini hissedene kadar.
Bir ruh neden bir beden ister?
Bir beden, ruhun yapamadığı neyi yapabilir? Neden geçici, iğrenç, ağır ve acı çeken bir şey ister?
1800 'lerin sonunda vefat etmiş bir karı kocanın karşısında duruyordum. Birbirlerine birkaç santim uzak ebedî istirahat yerlerine baktım ve anladım.
Bir ruh, dokunamaz.
... Beden öğrenebilir. Beden fark etmenin sihrini hissedebilir. Parçaları birleştirip anlayabilir. "Bulunabilmek" için kaybolabilir. İyileşmek için acı çekebilir.
Spinoza sadece bir tek varlığın 'kendi kendinin nedeni' olduğunu ve tam bir özgürlükle hareket edebildiğini vurgular. Yalnızca Tanrı ya da doğa böyle özgür ve 'rastlantısal olmayan' bir gelişme sergileyebilir. İnsan da dış zorlama olmadan yaşayabileceği bir özgürlük peşindedir belki. Ama hiçbir zaman böyle bir 'özgür irade' elde edemeyecektir. Bedenimizde olup biten her şeyi belirlememiz mümkün değildir... Düşüncelerimizi de 'seçiyor' değiliz. Yani insanın mekanik bir bedene hapsolmuş özgür bir ruhu yok.