Zeynnppp

Zeynnppp
@Zeynnnppp
Hayatın amacı kendine varmaktır. Oysa herşeye yaklaşır, her yere varır, bir tek kendinden uzak kalır insan. Her yeri, her şeyi keşfeder ama kendine kıpırtısız duran okyanuslardan haberi bile olmaz. Rumi.
İnsan hem yapan hem bozan, hem seven hem kıran bir varlıktır. Bu çelişki onun, kendisini ve diğer insanları anlayabilmesini güçleştiren en önemli etmenlerden biri olmuştur.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İnsanoğlu tembelliğe, kıskançlığa, cimriliğe, nankörlüğe yatkın bir yaradılış içindedir. Bu yüzden, "güzel"e yönelerek varacağımız yerin de bütün bu yatkın olduğumuz vasıfları reddederek, bu vasıfların bize dayattığı davranış biçimlerini reddederek varacağımız bir yer olması lazım.
Neden her şeyin aşırısının, her şeyin fazlasının zarar olduğunu düşünür insanlar? Çünkü insan hayatının katlanabileceği bir noktada uzlaşma aranır. Bu demektir ki insan güzel-çirkin ayrımını yapmaya ancak kaba hatlarla ve kalın çizgilerle başlayabilir. Dünyanın neresinde olursa olsun, köylü kıyafetlerine bakarsanız, bütün bu kıyafetlerin zıt renklerin yan yana getirilmesi suretiyle bezendiğini görürsünüz. Siyah-beyaz; kırmızı-yeşil... Kolayca göze batan zıtlıklar insanların güzel-çirkin ayrımı yapabilmekte kullandıkları ilk unsur. Bu, aynı şekilde davranışlarımızda da böyle. Çok yüksek sesle veya çok düşük sesle konuşmak insanlara güzel gelmez, insanların çok cimri veyahut çok müsrif olmaları güzel gelmez, insanların çok ağır giysiler giymesi, çok hafif giysiler giymesi hoş gelmez. Hep bir uzlaşma bölgesi "orta ortam" ararız.
"Din kardeşinin yüzüne gülümsemen senin için bir sadaka;.." ...sadaka, kelime anlamı itibari ile "sıdk" ile, "yakınlık" ile bağlantılı. Yani, biz Allah'a olan sadakatimiz yüzünden sadaka veririz; ya da sadaka vermiş olmamız bu sadakati gösterir.
Tanrı bize, bir dereceye kadar, kendi yazgımızı yazabilme gücünü vermiş. Jane Eyre, s.503