"Acaba" ile başlayan her ihtimal karanlıktı. Ama biz o ihtimallerin hep çok güzel, en azından mevcuttan daha güzel olduğunu düşünüyor, bu yanılgıyla kendi kendimizi yiyip bitiriyorduk. Oysa karanlıkların içinde kötü senaryolar da olabilirdi, mevcut halimizi mumla aratacak senaryolar...
Yaşlılara sokakta katiyen yer yok. Karşıdan karşıya geçerken bekliyorsun ki dursunlar yol versinler; yok, camı açıp "Hadi teyze, acele et" diyorlar. Acelem yok, aheste geçeceğim karşıdan karşıya; sen de beni bekleyeceksin deyyus" diyeceksin ama iner döver bile. Ağzımızda hep bir "Kusura bakma evladım" lafı. Boyuna özür diliyoruz herkesten. Zaten nereye gideceğiz? Pazara, markete, bankaya, doktora...
Boğazı düğümlenmek derler ya hani... İnsan anlatamadıkça bir düğüm atılır boğazına. Ve o düğümler birikir, artık çözülemez hale gelir... Bunu ben çok iyi biliyorum.