Anne ve babalarını kaybeden üç kardeşin,zengin ve huysuz halkaları Irene hastalandığında onlara bir albüm verir. Bir süre sonra albümde bulunan resimlerin, Irene halanın onlara miras bıraktığı mücevherlerin yerleri olduğunu anlarlar. Üç kardeş bu mücevherlerin peşine düşer ve macera başlar.
Kitabın yarısı neredeyse karakter tanıtımı,Irene halanın ölümü, mücevherleri bulmak için yola koyulmalarını anlatıyor. Kitap zaten çok kısa ve yarısının bu konuları anlatması çok can sıkıcı. Ayrıca sonu bence çok geçiştirilmiş. Tam mücevherleri buldular derken bitti kitap. Bize hemen bir yıl sonrasını anlatmış yazar. Yani daha güzel bitebilirdi kitap. Ayrıca kitap bir macera kitabı olmasına rağmen çok sakindi. Yani demek istediğim, mücevher bulmak için kitabın sonlarına doğru uğraşıyorlar ve macera aslında o zaman başlıyor. Daha heyecanlı olup daha güzel ve etkileyici bir son olabilirdi bence.
Kafa dağıtmak için 1 günde okunabilecek bir kitap. Okumak isteyen herkese şimdiden iyi okumalar<3 Kendine Ait Bir Adasally Nicholas Sally Nicholls
Ah Martin,son sayfasını çevirirken ellerim titredi. Bu kitabı nasıl tanımlayacağım,hiç bilmiyorum. Dedikleri kadar varmış,bunu fark ettim. Biliyorsunuzdur büyük ihtimalle fakat yine de konusundan bahsedeceğim. Martin, Ruth adında iyi eğitimli, güzel bir kıza aşık olur. Fakat aralarında bir uçurum vardır. Çünkü Martin ,okumamış bir denizcidir. Kitap ise Martin'in aşkı uğruna rafine bir yazara dönüşmesini,ve bu sürede olan olayları anlatır.
Bu kitap hayatımda unutamayacağım kitaplardan birisi oldu. İnsanlar hep bahsederlerdi şöyle güzel bir kitap ,böyle harika mükemmel... gibi gibi. Direndim,direndim ama artık dayanamadım ve evet,bende okudum. Keşke daha önce okusaymışım diyorum. Açıkçası kitaba büyük bir beklentiyle başlamamıştım çünkü insanlar çok övdüğü için yine boş yere şişirilen bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Kesinlikle hak ettiğini söyleyebilirim. Kitap hakkında spoiler vermeden daha fazla konuşamayacağım galiba:)
Herkese tavsiye ederim. Kısmen kalın bir kitap. 480 sayfa civarında. O yüzden ilk Jack London deneyiminiz ise okumayın bence. Beyaz Diş ve Bir Kuzey Macerası daha iyi başlangıç kitapları olabilir. Herkese iyi okumalar<3 Martin EdenJack London
Şeyma Kısakürek Sönmezocak ,ilk romanında bizleri kurmacayı tekrar kurmaya davet ediyor. Yazar kitabın başında bize tüm bunların birer oyun olduğunu , ve bu oyunun bir kuralı olduğunu söylüyor. Elma dersem çık,armut dersem çıkma.
Kitabı ilk okuduğumda kavrayamadım hikayeyi. Karmaşık geldi fakat sonra anladım. Kitapta her şeyin kendi kontrolünde olmasını isteyen bir yazarımız var. Her şeyi bu yazar tasarlıyor. Kişileri anonim haline getirip A. ile B. kişisi diyor. Ve biz de bu kontrol bağımlısı yazarımızın kontrolünü kaybettiğinde ne olduğunu okuyoruz.
Biz,kaderin bizim elimizde olduğunu sanarız. Tüm iplerin bizim elimizde olduğunu, ve bu ipleri başka kimsenin alamayacağını sanarız. Oysa gerçek öyle değildir. Bazan bazı şeyler yolunda gitmez. Böyle durumlarda ipleri tekrar kendi elimize almayı deneriz. Olmayınca da bu yazarımız gibi her şeye tekrar başlamak isteriz. Fakat kötü haber,hayat bir kurmaca değil!
Kitabı okurken soyut hissettim kendimi. Hem bu kurmacanın içindeydim, hemde değildim. Yazarın bizimle kavga etmesi bu kurmacanın içinde olduğumu hatırlattı bana. Kısa ama öz, eğlenceli ve kafa karıştırıcı bir kitap okumak isterseniz önerebilirim SaklambaçŞeyma Kısakürek Sönmezocak