Zeynep Öztürk

Zeynep Öztürk
@Zeytirik
10/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2024 14:28
Matt Haig Epey uzun bir süredir belli başlı bahanelerin arkasına sığınarak kitap okumuyordum, elime aldığım kitapları da hep yarım bırakıyordum. Lise hallerimi düşünüyorum da elimden kitap eksik olmazdı ,burayı daha sık kullanırdım ,kitapların dünyasına dalmak beni oldukça mutlu ederdi. Ne oldu da kendimden kitaplardan bu kadar uzaklaştım bilmiyorum. Şimdi burada sizlerle hem kitabı incelerken hem de kendime bir dönüp bakma fırsatı bulmayı hedefliyorum. En önemlisi de bunu bu kitaba borçluyum. Hayatımızın belli dönemleri kim olduğumuzu ,ne yapacağımızı ,neye yatkınız, ne yaparsak mutluluğu ve başarıyı bir arada elde ederiz bunları sorgulamakla, sorgulayıp bulamadıkça da bu girdapta kaybolma savrulmayla geçiyor. Gerçekten istediğimiz yönde mi ilerliyoruz yoksa hayat rüzgarında şöyle böyle savrulup gidiyor muyuz? Başarılı, en iyi hayat gerçekten o kadar iyi mi? Başkalarında gördüğümüz ya ne kadar güzel dediğimiz hayatlar gerçekten o kadar güzel mi? Elde etmek istediğimiz veya bizden beklenen hayatları elde ettiğimizde mutluluk da bizle olacak mı? Sorularla sizi boğmak değil niyetim ama cevapları bulmak için sorulara ihtiyacımız var . Ana karakterimiz Nora'yla kendimi özleştirmemin, ona bu kadar bağlanmamın temel sebeplerinden biri de bu sorulara cevap aramaya çalışması. Epey kalın bir pişmanlıklar kitabınız var bu kitabı alıp cevap arıyorsunuz. Cevaplar ararken o iyi veya kötü, başarılı veya idealize edilmiş, istediğini veyahut mutlu olacağını sandığı hayatları, pişmanlıkları karakterle birlikte teker teker deneyimliyorsunuz. O hayatların her türlü taraflarını görüp burada yaşamak ister miydim sorusunu soruyorsunuz. Peki en son ne oluyor? Nora yaşamak istediği hayatı bulabiliyor mu? Bulamazsa ne olacak? Bulduğunda mutluluğu ve huzuru yakalıyor mu? İşte bu
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2021 47. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2021 22:03
En son mutlu olduğun zamanı düşünün. Bu bir süreç miydi yoksa anlık geçici bir ruh hali miydi? Sahi nedir bu mutluluk? Farkında olmadan neyin peşinde koşuyoruz, neleri mutluluk sebebi olarak atfediyoruz? Mutlu olmak için sarf ettiğiniz eforları düşünün, size ne kazandırdığını mutlakaka hatırlarsınız, ama neler kaybettirdi? Size böyle sorular yöneltip köşeye sıkıştırıyor gibiyim ama emin olun hepsini kitap boyunca ben de kendime sordum. Önce "bence"sinden başlayacağım bu işin.Bence mutluluk öyle uzun süre kalıcılığı olan yakalayınca derin bir oh çekip keyfine bakılacak bir şey değil.Bazen hiç beklemediğiniz anda bazen sabır dolu günlerin ardından, bazen de dış dünyadaki var olan bir güzelliğin aniden farkedilmesiyle içimizde uyanan bir duygu.Ama tüm duygular gibi geçici olmasına rağmen insanlar onu kalıcı belleyip onun için inanılmaz çabalara girerler, kendi benliğinden ödün verirler, olmadıkları biri gibi davranırlar.Oysa bunlar tam tersine bizi mutsuzluğa ve beraberinde yorgunluğa ulaştıracaktır. Yazara gelirsek kitap boyunca koyduğu hayat kurallarıyla bize mutluluğun nasıl bir duygu olduğu, mutluluk durumunun ne kadar sürdüğünü,asıl uzun süreli mutluluk haline nasıl ulaşılacağına dair bilgiler, tavsiyeler veriyor. Mutluluğu kimi zaman içsel dünyamıza bağlarken kimi zamanda mutluluğun hayata bakış açımızla ilgili olduğunu bizim kendi penceremizi farklı yönlere çevirerek aslında oldukça basit yerlerdeki mutluluklarımızı görebileceğimizi,mutluluğu inanların çok yanlış yerlerde ,yanlış şeylerle aradıkları da söylüyor. Gerçekten mutluluk üzerine farkındalık yaratan,sade diliyle anlaşılırlığı yakalayan ve içerisindeki başka kitaplardan alıntılarıyla başka kitaplara da kapı aralayan bir kitap. Benim ara ara açıp okuyacağım kitaplardan oldu kendisi,zaten ince bir
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma
Peki sizce hayatın anlamı nedir?
6/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2021 46. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2021 18:17
Para,güç , iktidar olma isteği, uzun yaşam, mutluluk, huzur ,inançlı bir yaşam..Herkesin hayattan beklentileri farklıdır.Herkes kendi hayatının anlamını kendilerine göre belirlemeye çalışır, kendisine göre seçtiği şeyin hayatın anlamı olduğunu düşünür.Peki gerçekten de durum böyle mi yoksa evrensel herkes için geçerli, hayatın anlamı budur işte diyebileceğimiz bir olay var mıdır? Kitabı okurken bu sorular kafanızda dönüyor.Her hikayede bunları sorguluyor kiminde hayat gayesini para yapan , kiminde güç yapan kiminde dini inanç yapan insanları görüyorsunuz.Tolstoy size farklı insanların hayatından kesitler sunuyor ve hikayelerinin sonunu genellikle evrensel hatta çoğu yerde Hristiyanlık dininin öğretileriyle tamamlıyor. Kitabın içindeki en beğendiğim hikayeler "hayatın anlamı" ve "üç soru" oldu.Hayatın anlamında gayet orta halli bir yaşam süren köylü bir adamın para açlığı ve daha çok zengin olma hırsı yüzünden başına neler geldiği anlatılırken ,üç soru hikayesinde ise insanın yaşamında karar alırken,plan yaparken hayatını düzenlerken neyi en öncelikli tutması gerektiğinden bahsediliyordu.Hikayenin sonunda ise yazara göre bunun ne olduğu da eklenmişti. Biçem olarak yazarın dili gayet sade ve anlaşılırdı.Yazar imgesel bir dilden ve aşırı betimlemeden kaçınıp odağı daha çok insanlara ,olaylara ve öğretilere çevirmiş.Yaşlısından gencine herkesin bir çırpıda okuyabileceği ve anlayacağı bir roman tasarlamış.Bazılarına göre kitap çok basit gelse de yazarın bu basitliğin içinde insanı sorgulatabilme yeteneğinden ötürü ben kitabı beğendim,okumayı düşünenlere de tavsiye ediyorum.
Hayatın AnlamıLev Tolstoy · Arkhe Yayınları · 20052,712 okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2017 7. kitabı
Yalnızlık. Kimilerine göre bir tercih, kimilerine göre mecbur bırakılma hali. Belki de hayattaki en bariz gerçekliğin ta kendisi. Hayatın süregelen akışında yanımızda kalan, belki peşimizi bıraksın istediğimiz belki de onla beraber olmak istediğimiz o yegane şey. Peyami Safa işte Yalnızız adlı romanıyla yalnızlığın bizim hayatımızda nerede olduğunu ve bizde ne gibi etkilere yol açtığını anlatıyor. Yalnızlığa düşman değildir Peyami Safa, onunla iç içedir ve yalnızlığı çok iyi romana yansıtmasının temelinde de gerçek hayatta küçükken babasını kaybetmesi ve bir dönem kemik hastalığına yakalanması bunlarla beraber yalnız kalıp içsel dünyasını keşfetmesi yatar. Şimdiki yaşayışlarımıza baktığımızda içsel dünyamıza ne kadar da uzak olduğumuzu görürüz, hatta bazen kaçarız kendimizden, yalnızlığımızdan. Kendimizden kaçtıkça iç dünyamızda daha da köşeye sıkışmaz mıyız aslında? İşte Peyami Safa kendinden kaçmamıştır, kendine dönüp madde -manayı, ruh-beden ilişkisini detaylıca incelemiştir. Bunun meyvesini de romanlarında yakaladığı başarıyla almıştır diyebiliriz. Romana gelince hem madde hem mana derken bunun arasında sıkışan ve en sonunda yalnızlıkla beraber ölüp giden karakterler görürüz. Buradaki yalnızlık hali arafta kalanın haline benzer. Karakterimiz Samim her ne kadar cemiyet tarafından saygın bir kişi olarak görülse de kendi içerisinde yalnızdır ve bu maddeci dünyayı sevememektedir. Bir dünya kurar kendine ve adını da Simeranya koyar. Yaşamak istediklerini içinden geldiği gibi orada yaşar, onun ideallerinin hepsi orada vücut bulur adeta. Burada Peyami Safa’nın Samim karakteri aracılığıyla bize verdiği bir mesaj vardır ki o da şudur: Samim karakterimiz her ne kadar sevilen, sayılan bir kişi olsa da Simeranya’yı bu dünyada yalnız ve mutsuz olduğundan kurmuştur ve
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,3bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
251 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2020 18:49
“Papalagi sözcüğünün hikayesi ise şudur; misyonerler ufukta beyaz bir yelkenliyle gözüktüklerinde, Samoa yerlileri bunu gökte açılmış bir delik olarak yorumladı. İşte beyaz adam açılan bu delikten, göğü delerek gelmişti.” Erich Scheurmann’ın Göğü Delen Adam adlı eseri bana soracak olursanız yaşadığımız çağa ve bizlere tutulmuş koskoca bir aynadan başka bir şey değildir.İlk okuduğumda bir distopya tasviri gibi gelmişti daha çok fakat okudukça anladım ki bu kitabın tam içerisinde yaşıyoruz.Tamamen şimdiki çağı , insanoğlunun globalleşmeyle birlikte içine düştüğü durumu ve beraberinde getirdiklerini ele almış.Papalagi toplumunda eşitsizlik, mutsuzluk, kibir, hırs,sahip olma açlığı, tatminsizlik had safalara ulaşmış.Bunun olmasını tetikleyen bir çok unsur var fakat ben teknolojinin ilerlemesiyle dünyanın globalleşmesine değinmek istiyorum.Şunu soruyorum kendime öncelikle : Teknoloji bize ilk geldiğinde neler vaat etmişti ? Neden onu benimsemek istedik? Teknolojiden önce elbetteki hayatımız daha zordu, bir işi yapmak bizim daha çok zamanımızı alıyordu teknoloji bize daha az zamanda daha kolay ve daha çok iş yapma kabiliyeti ve daha geniş bir çevreye ulaşma fırsatını verdi. Teknoloji denilince hep getirdiklerine odaklanırız işte olmasaydı şöyle olurduk bak ne güzel onun sayesinde her şey daha kolay gibisinden cümleler kurarız günlük hayatta. Peki bir de şunu soralım teknoloji getirdiklerinin yanı sıra bizden ne götürdü? Bize ailemizle daha çok vakit geçirme imkanı tanıdı, uzaktaki dostlarımızdan anında haber alır olduk fakat her şeyi internetten öğrendiğimiz için dostlarımızla sohbet edecek konumuz kalmadı, ailemizle zaman geçirmek yerine televizyona dalıp başka hayatları izledik.Kitapta da bunun gibi birçok benzer örnek var. Papalagiye gelecek olursak bir yandan
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma