"Garibiz; her yerde, her şeyin içinde ve herkesin ortasında garibiz... Vatanımız burası sanmayın!.. ve bu gurbet Allah hasretinden başka hiçbir şey değil.. herşeye ve herkese uzaklığın da akks-i davası O; Allah.. yakın olan o, ama biz farkında değiliz..."
Hayatım, başından beri muazzam bir şeyi bulmanın cereyanı içinde akıyordu. Şu veya bu miskin vesilenin hassasiyeti içinde birini arıyordum.
BİRİNİ...
O, kim mi?
Allah'ın Sevgilisi (Sav)...
Sonsuzluk ikliminin batmayan güneşi ve ebedilik sarayının paslanmaz tâcı...
Tek dâva O'nu bulmakta, bulduracak olanı bulmaktaydı..
"Yoksa (o iklim) ve muhteşem saray dururken, benim köstebek yuvası evimin ve solucan hayatımın ne değeri olabilir; ve başlangıçta sürdüğüm hayata nasıl bağlanabilir?"
"Süleyman'ın Meselleri olduğu gibi, Süleyman da, Süleyman'ın çağı da, anlayan, bilen, duyan, kavrayan, sezen, fark eden insan ve uygarlık ruhu için, mutlak bir meseldir: Baharın bir gün biteceğini, günün döneceğini hiç unutmaması için, insanın ve uygarlığın..."
Her çağda şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun inananlar için bir Nuh'un gemisi vardır. İnananlar ona sığınırlar ve onu felaketlerin yatıştığı veya erişemediği, trajik çizgilerin durgunlaştığı bir yere ulaştırabilirse, kurtuluş yeniden başlayacak demektir.