Zeynep

Zeynep
@Zeyyyyyyyn
Görmemek yeğdir, görüp divane olmaktan seni
Kunala
vakit geldi kunâla dünyayı göreli çok oldu tam kırk yılda seni buldum kunâla bu can tenden geçmeden bu dünyadan göçmeden bir kerecik sevmek çok değil simsiyah saçların var kunâla kemiklerine yapışık etlerin var bir gün dökülecek kunâla kuşu gibi gözlerin var bir gün sönecek kunâla bu etlerin arkasında güzelliklerin var benden başka kimse bilmeyecek bu can içimde kuştur kunâla seni görünce titrer bu can gözümde muhabbettir kunâla seni görünce yanar bu can burnumda soluk olur kunâla uçar gider bu can benden geçmeden bu dünyadan göçmeden bir tek seni sevmek çok değil ASAF HÂLET ÇELEBİ
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
\Beseret ger heme âlem beserem tig zenend Ne-tüvân bürd hevâ-yı birûn ez ser-i mà.\ "Sen ne sanıyorsun, Allah'ı seversen? Halkın yeren ve ayıplayan diline düştüm diye korkarım, senin aşkından vazgeçerim mi sanıyorsun? Senin başına yemin ederim ki, cümle alem aleyhime kalkıp başıma kılıç vursalar bile senin aşkını ve şehvetini benim başımdan çıkaramazlar. Kanımı akıtsalar, kanımdan uçan buhar, hep senin sevginin ve aşkının buharıdır." Felâtun Bey'le Râkım Efendi
İçimizdeki Şeytan
Fakat beklemek lazım, uzun zaman... İçimizdeki Şeytan
-o aralık birdenbire boğuluvermişçesine işitmez oldu, sanki kulakları tıkandı. Bütün kanı damarlarının içinde incimad etmiş gibi vücudu donmuş, gözleri bulanmış, kalbi bir an için hareketten kalmıştı. Sonra o hasta kalp bir an için hareketine mâni olan bağları güya parçaladı, ta önde bir köşeden dönerek yolu ileriye doğru takip eden açık filizi renkli yeldirmenin arkasından çırpındı... Lamia; evet, Lamia'ydı. O olduğunu çehresini görmeyerek anlamış, duymuştu (...) Aman Yarabbi! Sevmek bu muydu? İnsanı güya bir mengene içinde sıkıp sıkıp da birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyen bu öldürücü şey, sevmek bu muydu? Mai ve Siyah
... Ah o genç kız! Ona ne vakit tesadüf edecek? Kimindir o küçük seyyal sima ki hülyasının ayinesi üzerinden zapt edilemeyen bir renkle güya bir bulut parçası altında mütemevviç, akıp gidiyor? O genç kız ki tanımıyor, bilmiyor, görmemiş, vücudundan vuzuhla haberi yok; fakat seviyor, bütün gençliğin sevdadan mahrum geçen ihtiyacıyla, bütün aşk kabiliyetinin hasretiyle seviyor. Onun ayaklarına atılmak, başını dizlerine koymak, gözlerini bir rüyanın şiirinde kaybolarak gözlerine dikmek, ellerini bütün hayatının bir teslimiyet hücceti gibi ellerine terk etmek, sonra hazin fakat bahtiyar, gönlü kırık fakat mesut, yavaş yavaş, katre katre sıcak yaşlarla ağlamak isterdi. Mai ve Siyah