Geç kalınmış bir inceleme… ya da iç döküş…
Belki de hazır hissetmedim şimdiye kadar bilmiyorum.
“İnsan böyle bir şey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara.”
Bir aile, kabuğu kırılmış, içi cılk yara… Hepsinin hikayesi ayrı, belki de hepsi haklı, ama en çok sen haklısın Ethem…
“Ailece birbirimizi senelerdir düzenli olarak görüyor ama tanımıyorduk.”
Şu dünyada kimse birbirini tanımıyor aslında, içimizden kimsenin haberi yok, ama ben seni çok iyi tanıyorum Ethem…
“Ulan yaşamak ayrı dert, yaşadığını anlatamamak ayrı dert. Anlatsan, seni anlayacakları bile şüpheli.”
Bazıları anlatamaz, bazıları anlamaz, ama sen anlat ben seni çok iyi anlıyorum Ethem…
“İçimde hep sevilmeyi bekleyen bir çocuk var.”
Sen yeniden çocuk ol, seni ve tüm çocukları tek tek seveyim Ethem…
“Yersiz yurtsuz yaşadım ömrüm boyunca. Kendim tutunamayınca kimsenin bana tutunmasına da izin vermedim... Birbirimize tutunamadık, çarpıştık sadece, değdik ve uzaklaştık.”
Bak tutundun Nurten’e. Tutun ve bir daha bırakma Ethem…
Ethem… En çok seni anladım, en çok sana ağladım.
Yazmak istiyorum uzun uzun. Ne kadar yazsam da içim dökülmüyor, bazı şeyler anlatılmıyor belki de ve bazı hisleri anlatmaya sözler yetmiyor…
Ne zaman yalnız hissetsem, onlara haksızlık yaptığımı düşündüğüm ve yalnızlıktan kurtulduğum insanlar iyi ki varlar, sadece çarpışıp uzaklaşmadığım, tutunabildiğim insanlar iyi ki varlar…