Zilan

Puan vermedi·126 syf.··
2026 2. kitabı
Okudukça sizi peşinden sürükleyen asla yormayan, akıcı ve toplumsal mesajlarla dolu bir kitap. Sayaka muratayla bu kitap sayesinde tanıştım. Yazar, biz kadınların yaşadığı toplumsal baskıyı, 36 yaşında evlenmemiş, yalnız yaşayan ve garanti bir işi olmayan Keiko adlı karekter üzerinden gözler önüne seriyor. Bir kadın okuyucuysanız konunun pek yabancısı olmadığınızı hissedebilirsiniz. Çevrenizde, bulunduğunuz işte, ailenizde benzer sorunları taşıyanların olduğuna eminim belkide kendiniz bu durumdan muzdaripsinizdir. Murata kitabında modernleşen dünyanın aslında sadece bir maske olduğundan dem vuruyor öyleki ilkel çağlarda bizden beklenen sorumlulukların şekil değiştirmiş haliyle günümüzde karşı karşıyayız. Erkekten bağımsız düşünemediğimiz kadın varlığına hala katlanılamadığının, erkeksiz bir kadının toplum içinde bir saygınlığının olmadığının hatta hayata dahil edilmemesiyle birlikte varlığına karşı öfke duyulduğu gerçeğiyle okurları yüzleştiriyor. Keiko aslında bizden biri. En az bizim kadar anlam veremiyor ‘’normal’’in neden bazı standartlara uygun yaşamak olduğuna, bu standartların nasıl belirlendiğine. Veyahut neden bu çarkın bir dişlisi olmadığında dışlandığına. Yoksa modern toplum dediğimiz şey sahiden bir kurmaca mı? Geliştiğine inandığımız dünyamız hala bir cinsiyeti ilkel düşünceler üzerinden ele alıp ötekileştiriyorsa geliştiğimiz söylenebilir mi, kadın kendi isteği kişi olma yolunda ilerlerken hep taşa takılıyor ve taşlanıyorsa gelişim mümkün müdür, toplumsal normların içinde sıkıştırılan bir cinsiyet normları karşıladığında bile memnuniyetsiz ve daha fazlasını isteyen bir toplumla karşı karşıyaysa gelişim içi boşaltılan bir sözcüğe dönüşmez mi ? Murata bize bunları sorgulamayı hatırlatıyor. Aynı zamanda dünyanın neresinde olursak olalım benzer sorunlarla
KasiyerSayaka Murata · Turkuvaz Kitap · 20193,677 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Sahi ne zaman başladık bu kadar bağlantısız kalmaya? Bi köşeye ittiğimiz, silikleştirdiğimiz, körelttiğimiz tüm o bağlara çok ihtiyacımız olduğunu ve bu bağlantısızlık halimizin bizi depresyona sürüklediğini veyahut depresyonun başlıca bir sebebi olduğunu biliyor muydunuz? Depresyonun beyin kimyasından kaynaklanan bir bozukluk olduğu gerçeğiyle büyümüş olan ve adına arıza dedikleri bu durumu yuttuğu antidepresanlarla düzeltmeye çalışan yazar Johan Hari, bugün bizlere aslında kaybettiğimiz bağların, doğayla olan temassızlığımızın, durmadan reklamı yapılan abur cubur değerlerin, bireyselleşme adı altında kendimizi yalnızlaştırmanın depresyonun temel nedenleri olduğunu aktarmış bu kitapta. Kendisi de uzun yıllar depresyonla mücadele etmiş olup yaptığı araştırmalar sonucunda sorunun büsbütün kendinde olmadığını keşfetmiş. Peki neydi sorun ? Modernleşen günümüz dünyasında es geçtiğimiz çok temel bir kavram : Bağ. Hayatla bağ, doğayla bağ, kendimizle bağ, insanlarla bağ. Hedef haline getirdiğimiz çoğu şeyin gündelik hayatta bizi tatmin etmediğini daha derin bir şeylere ihtiyaç duyduğumuzu zaman zaman hepimiz hissederiz. Maddi hırslarımız, statü tutkularımız, en yükseğe çıkma güdümüz bizi önemli olan içsel hayattan koparıyor, kendimize o kadar odaklanıyoruz ki etrafa bakmayı unutuyoruz. Modern kültür de durmaksızın bunu güdülerimizi doyurmaya yönelik reklamlar gönderiyor. Şunu alırsan daha mutlu hissedersin, ona sahip olursan çok iyi görünürsün.. günümüz antidepresanı: tüketmek. Anlık tatminler bizi iç dünyamızdan ve bizi mutlu edecek asıl şeyi bulmaktan uzaklaştırıyor. Johan Hari uzun zaman yaptığı araştırmalarla tüm bunların depresyonu tetikleyen nedenler olduğunu keşfetmiş. Elbetteki tek neden bu değil fakat sorunun önemli bir kısmını oluşturuyor. Geriye kalan nedenleri
Kaybolan BağlarJohann Hari · Metis Yayınları · 20191,922 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 13. kitabı
Wintersonla ilk tanışmamız ‘Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın’ kitabıyla başladı. Yazarın tatlı üslubu ilgimi çektiği için diğer kitaplarını da okumak istedim. Winterson konudan konuya atlayan, asi, cesur ve özgün tarzıyla benim kitaplığımda yer edindi. Yaşadığı zorlu çocukluğu dile getirdiği bu ilk kitabını da okumak pek keyifliydi. Yazar, cinsel yönelimini keşfettiği dönemi, bu süreçte annesiyle ve kiliseyle olan çatışmasını bununla baş edemeyince kaçışını, kendini kabullenişini fakat toplum tarafından kabullenemeyişini biraz sitem ederek anlatmış. Kilisenin, dinin toplum üzerindeki etkisini gözler önüne sererek zorlu çocukluk deneyimini okuyucuyla buluşturmuş. Cinsel yöneliminden kaynaklı şeytanlaştırılan, çeşitli ayinlerle içindeki şeytanı uzaklaştırmaya çalışan bütün bir güruha karşı o çocuğun içindeki sevgiye tutunması (tehlikeli arzu olarak nitelendirilen sevgiye) dönemine göre bir cesaret örneği. Jeanette bunu yüreklilikle yapmış görünüyor. Kendi sözleriyle ifade edecek olursam “Şimdi sert ve beyaz olmam gerekiyordu. Kışın, soğuk günlerde yer beyazdır sonra güneş doğar, buzlar erir.”Kim bilir belki de devam etmesini sağlayanda bu umuttu.
Tek Meyve Portakal DeğildirJeanette Winterson · Kafka Kitap · 2023827 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2025 12. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 13:26
Yıllar önce lisans sürecimde okuduğum bu kitabı, değişen zaman ve edindiğim tecrübelerle tekrar elime alıp okumaya başladığım bu günde hâlâ Yalomun güncelliğine şaşırırım. Çağının ötesine uzanan böylesi bir yazarı tekrar tekrar okumakta ayrıca keyifliydi. Varoluşsal bir terapi yöntemi benimseyen Yalom, hastalarıyla olan terapi seanslarını mahremiyeti ve hasta gizliliğini de gözeterek farklı isim ve kurguyla kaleme almış. Yazarın kıvrak zekası ve tecrübesi sonucu oluşan bu mesleki kimliğe hayran kalmamak elde değil. Hastalarıyla ‘şimdi ve burada’ odaklı çalışarak hastada yarattığı farklındalık, sürece olabildiğince kendini dahil ederek oluşturduğu güvenli ortam, içtenlik ve samimiyetin karşı tarafa sağladığı kendini açma imkanı.. bunun sonucunda oluşan değişimler ve hayata dair keşfedilen anlamlar.. Yalom bunu oldukça sade ve anlaşılır bir dille kaleme dökmüş. Okurken yer yer kendinizi bulacağınız öyküler aynı zamanda sizi kendinizi sorgulamaya itebilir, Eğer küçük bir sarsıntıya hazırsanız bir başlayın derim !
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2025 12:53
Sıkışıp kaldığımız, değiştiremediğimiz, değişime kalkıştığımızda bizi tökezleten, farkında olduğumuz kimi zaman olmadığımız tüm o tıkanmaların, döngülerin, başa sarmaların aslında tam olarak neyden kaynaklandığını küçük küçük, sindire sindire yalın ve anlaşılır bir dille ele almış rehber niteliğinde bir kitap. Geçmiş yaşam deneyimlerimizin bugünümüzde neyi şekillendirdiği, bizi kimlere dönüştürdüğünü ve aynı şekilde eğer değişim sürecine girmediysek bu davranış örüntüleriyle bizim birilerini kimlere dönüştürdüğümüz üzerine yazılmış, kişide farkındalık yaratarak aslında sorumluluğun alınmasına bir destek sağlamış yazar. Geçmişi sadece suçlayarak hiçbir değişime girmeden sergilediğimiz pasif tutumun bizi kendimiz olma sorumluluğundan, kendimizi yaşama gayesinden ne kadar uzakta tuttuğuna değinilmiş. Eğer bazı davranışlarınızın yıkıcılığından, esneklikten yoksun oluşundan, yaşamı ketleyişinden şikayet ediyorsanız ve bunun kaynağına inmek aynı zamanda buna bir değişim alanı yaratmak istiyorsanız bu kitap iyi bir başlangıç olabilir. Günümüz dünyasında normalleştirdiğimiz bazı nevrotik davranışların nasıl da bizi kendimize yabancılaştırdığını, hayatımızda boşluk oluşturduğunu ve bizi otantiklikten yoksun bıraktığını hatırlamak kendi yaşam sorumluluğumuzu ele alarak daha anlamlı, daha az suçluluk ve yargı içeren bir hayat inşa etmenin mümkünlüğüne dair umudu perçinleyebilir.
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,5bin okunma