İşçi sınıfından olan Martin Eden adlı karakter asil bir aileye mensup birinin hayatını kurtardıktan sonra onlara yemeğe davet edilir. O yemekte kurtardığı adamın kız kardeşine aşık olur. Ve ona layık biri olmak için kendisini geliştirmeye başlar. Günlerini kitaplar okuyarak dilini geliştirerek sürdüren Martin daha kolay para kazanmak ve sevdiği kızla evlenmek için öyküler, şiirler makaleler kaleme almaya başlar. Yazılarını dergilere gönderir. Ama hiçbir dergiden kabul görmez. Çevresinden alaya maruz kalmaya başlar. Herkese rağmen vazgeçmeden yılmadan yazılarını yazmaya, çalışmaya, okumaya devam eder. Okudukça bir zamanlar hayran olduğu asıl kesimin içinin boş olduğunun belli ahlakı kurallar dışında düşünmediklerini fark eder. Artık kendi düşünceleri olan Martin Eden sevdiği kızın ailesi tarafından bir türlü kabul görmez alaya maruz kalır yazar olma hayallerinin boş olduğu işe girip çalışması gerektiği söylemlerine maruz kalır. Bur türlü dergiler tarafından kabul görmeyen yazıları başarısız olduğu düzenli bir işe girip çalışmadığı bahanesiyle nişanlısından ayrılır. Tam yazmakten vazgeçtiği anda bir yayınevi hikayesini basar ve o artık ünlü bir yazardır. Çevresinin kedisine karşı bütün tutumu değişir. Defalarca red cevap aldığı degiler peşinden koşmaya başlar. Martin değişmemiştir ama artık ünlü olmuştur. Asil kesimin bir zamanlar dalgaya aldığı düşünceleri arık değer kazanmıştır. Bütün bunların onun kişiliği için değil de şöhreti için olduğunun farkına varan Martin hattan zevk almamaya, bir daha yazmamaya, artık okumamaya başlar. İnsanlardan tiksindirici derecede nefret duymaya başlar ve artık hayatına son vermesi gerektiğini düşünür.
Yazarın ilk olduğum kitabıydı. Kalemine bayıldım. Okurken aldığım zevki anlatamam. Kitap kalın olmasına rağmen çok akıcıydı. Bir solukta