Gözlerimdeki tereddüt ve endişeyi görünce sıkıntılı bir şekilde iç çekti.
"Sen kazandın," dedi.
"Son yaptığın hamleyle bana bir ders verdin."
Bunları söylerken rahatsızlığını gizleyemiyordu
"Ben Alaz Altuğ Sipahi," deyip gözlerime baktı.
"Baş belası küçük bir kadına karşı kaybettim," dedi.
"Daha iki dakika önce ağzının suları akan sen değil miydin?" diyen Ecrin'in de kafasına bir tane geçirdim. "Dediğimi yap ama yaptığımı yapma geri zekâlı!" dedim.
"Pişti mi?" dedim. Cevap vermedi.
"Nasılsa bu geceden sonra beni bir daha görmeyeceksiniz. Bari adınızı söyleyin," Yine cevap vermedi.
"Otuz?" Cevap vermedi.
"Kırk?" Cevap vermedi.
"Elli?" Cevap vermedi.
"Altmış?" Cevap vermedi.
"Ay yok artık, yoksa seksen mi?"
"Şimdi buradan nasıl psikolojik tahlil çıkarmamızı bekliyorsun?"
diye homurdandı Egemen. Hâlâ uyumamış olması beni şaşırtmıştı.
Genelde saniyesinde dalıp giderdi.
"Kes sesini, sonra okursun. Uyuyorum şurada."
"Mutfakta uyu. Bana ne, oğlum?"
"Mutfak uyumak için mi var, geri zekâlı."
"Yer uyumak için mi, fakir."