Yolunu el yordamıyla bul ey ruh, yanılgılara düşsen de alacakaranlık zevklerin suçsuzluğunun o zengin, ılık suyuna gözün kapalı dal. Seni tanıyorum ürkek ruh; çıkıp geldiğin o yerlere dönmen ne denli gerekliyse, yiyecek içecek ve uyku da senin için o denli gerekli.
Kadının yüzünü doğru dürüst görebilmek istiyordum, ama bir türlü olmuyor, dağınık siyah saçlarının örttüğü yüzü dalgalanıyordu. Tatlı, solgun bir buluttan öte bir şey değildi yüzü. Büyük bir olasılıkla gözleri kahverengiydi. İçimden bir ses böyle diyordu. Oysa bu doğruysa, o belirsiz solgunlukta ayrıştırmaya çalıştığım yüze gözleri uymuyor demekti. Bu yüzün biçiminin, belleğimin ulaşılmaz derinlikteki katmanlarından birinde saklı olduğunu biliyordum.