Yine gün ortası uykusunun içinde gördüm seni. Rüyamda başka bir bedende karşına çıkmıştım sen ise telefonla beni arıyordun. Sonra telefon çaldı ve uyandım. Ekranda adını görünce birkaç saniye boyunca hâlâ rüyanın içinde olduğumu sandım.Sesini duyunca kalbim duracak gibi olur sanmıştım ama öyle olmadı.Sadece rüyanın etkisiyle gerçekliğin arasında sıkışıp kaldım. Ne hissedeceğimi, nasıl konuşacağımı bilemedim.
Sen sebepsiz aramazdın beni, bunu biliyorum. Sonra aklıma geldi; belki doğum gününde yaptığım jestin altında kalmak istemedin. Belki sadece karşılıksız bırakmak istemediğin bir incelikti bu. Ama yine de içimde küçücük bir yer, başka bir anlam aradı. Keşke bütün bu savaşı beni anlamaya verseydin.Haklı çıkmaya değil, gerçekten dinlemeye çalışsaydın. Belki o zaman her şey başka olurdu. Belki severdin beni. Belki Nisera ilk kez birinin yanında kendini eksik hissetmeden mutlu olabilirdin.Ama birini sevmek çabayla ya da zorla olmuyor bunu biliyorum.
Dün sen yazana kadar bütün gün düşündüm. Adını bile unuttuğum insanlar doğum günümü kutlarken, senin sessizliğin battı içime. Hatta yazmama ihtimalin için bile cümleler kurmuştum kafamda. Kendimi hazırlamıştım sanki. Ama sen yazınca bir anda yüzüm güldü. İçimde uzun zamandır kapalı duran bir şey yeniden açıldı. Nasıl olur da kalbime bu kadar ağır gelen biri, tek bir mesajıyla bütün günümü güzelleştirebilirdi? Nasıl olur da insan, canını acıtan birinin varlığıyla hâlâ mutlu olabilirdi? O an yeniden “iyi ki doğdum” hissi geldi içime.
Sen benim içimde hep yarım kalmış bir ihtimal gibi yaşayacaksın galiba. Ne tamamen geçti ne de tamamen kaldı. Sadece bazen bir rüyanın içinden çıkıp gelen bir ses gibi değip gidiyorsun kalbime.
Hoşça kal şimdi. Eğer bir gün yine beni düşünürsen, bil ki seni duyduğunda gerçeklikle rüya arasında