Sahte başlangıçlar, bir illüzyondur. Kendinden kaçmanın en süslü yoludur. Mesele sadece diyete başlamak ya da sigarayı bırakmak değil. Mesele, “mekân değiştirirsem kaderim değişir” sanrısı.“Bu şehirden gitsem düzelirim“ diyorsun. “Şu işi bıraksam rahatlarım“.“Bu ilişkiden çıksam kendimi bulurum.“ Bavulları topluyorsun, eşyaları koliliyorsun, biletleri alıyorsun. Gidiyorsun da. Yeni bir şehir, yeni bir ev, yeni bir manzara. İlk hafta harika. “Oh be,” diyorsun, “nefes aldım.” ama ikinci hafta, o bavulun dibinde saklanmış olan o tanıdık misafir kafasını uzatıyor: Sen.
Kendini de yanında götürdün çünkü. Kafanın içindeki o sesleri, kalbindeki o korkuları, ruhundaki o doyumsuzluğu gümrükten geçirdin. Onlar seninle geldi. Ve sen İzmir’in kordonunda ya da Londra’nın sisli sokağında yürürken, yine aynı kaygılarla, yine aynı yetersizlik hissi ile başbaşa kalıyorsun. Çünkü coğrafyada değişti ama iklim aynı. İklim sensin.