Sezai Karakoç'un bizden, neslimizden ve gelecek günlerimizden ümitli olduğunu gördükçe içimde bambaşka bir şevk oluştu hayata karşı, umutlarım tekrardan yeşerdi, içimi azim kapladı..Her sayfası ayrıca üzerine oturup düşünülesi bir kitaptı.. Tekrar ve belki tekrar okunmalı, sindire sindire..
Ankarada yaşayan bir kişinin bu kitabı dinleyişi çok daha farklı oluyor bence, ve en çok; milli mücadele sonrası yozlaşmanın, özenticiliğin yüzümüze çarpışı aklımızda kalıyor bu sıcak kitapta.
Jules Verne.. çocukluğumun yazarı... Ne de çok özlemişim seni. Tekrardan bütün kitaplarını dinlemeye karar vermiştim ve ilk kitabı dünyanın merkezine yolculuk oldu. Dinlerken bu kitap nasıl olur da bir çocuk kitabına indirgenebilir dedim. Her şey o kadar güzel ve ayrıntılarıyla kurgulanmış ki her adımlarında sanki onlarla birlikteydim, sanki onlarla beraber yaşadım bu seyahati..
Nietzsche hakkında ateist olması dışında bir bilgim olmadan ve ilk 5 6 sayfasında önyargılarla doluyken bu kitaba başladığımda, sonunda bu denli seveceğimi bilemezdim bazı düşüncelerini. Bana biraz bencillik gibi gelen düşünceleri aslında içimdeki toksik ama kimseye belli edemediğim yanı beslemişti... Kendini ve sadece kendini düşünmek.. Buna bileti bu kitapta, onun düşüncelerinde bulmuştum.
Sanki hep bildiğimiz şeylerden bahsediyor gibi gelmişti Mert Başaran, ancak kitabı bitirdikten sonra kasada "yahu buna da gerek var mı?" Diyip de vazgeçtiğim ürünler olduğunda, trendyolda normalde saniyesinde satın alacağım ürünü favorilere atıp biraz beklemeye karar verdiğimde(sonra kendisini unutup gittim ve gerçekten ihtiyacım olmadığı da kanıtlanmış oldu) anladım bendeki etkisini bu kitabın... BırakMert Başaran