"Hem ne diye hazlarımızla pisliklerimizi sarmaş dolaş edip hep bir yere koymuşlar? Ne diye insan hazzın son kertesinde acı çeker gibi, ölecek gibi inlemekli oluyor?"
"Hiç kimse vaktinden önce ölmüş sayılmaz; çünkü sizden arda kalan zaman da , sizden önceki zaman gibi sizin değildir: Ondan da bir şey kaybetmiş olmuyorsunuz"
geldiğimizde
alın kemiklerimize mıhlanmış birer yıldız bulduk
ama kim olduğumuza dair bir fikrimiz yok
bize oradan bir ışık getirip
gölgeleri yerden toplamamızı söyleyenler
çoktan unuttu varlığımızı
artık ışığı da gölgeleri de
yalnız ışık ve gölge oldukları için seviyoruz
birbirimize ahengin nerede olduğunu sormayı
uzun zaman önce bıraktık
isteyerek bitmediğimiz bir kıyıda
yavaşça soğuyarak beklediğimiz anlaşıldığında
içimizden bazıları anlam istedi
bazıları kuş isimlerini ezberlemek için defter tuttu
anlam isteyenlerimiz
anlamın ne anlama geldiğini anlayamadan göçtüler
kuşları izleyenlerse
defterlerine çırpınmak diye yazdı uçmanın çoğunu
“ıslak hayvan tasvirleri
efsunlu bir buğu mağarada
yarasını ciddiye alamadığı için
kanayarak ölen bir maymunun göğsünde
yaşlı bir şey uğulduyordu
ateş çatırtıları arasında”
bazen kelimeye varmayacak şeyler duyduğumuzda
petrol kokan tepelere tırmanıp