Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Tembellik neyse keyifsizlik de odur, tembelliğin bir türüdür. Doğamızın buna eğilimi var, ancak toparlanma gücünü bulursak, kolaylıkla çalışmamız mümkün olur, gerçek hazzı elde etmenin yolu çalışmaktan geçer."
"O bir melek! - Laf işte! Herkes kendisininki için böyle demez mi? Onun ne kadar mükemmel olduğunu, niçin mükemmel olduğunu sana anlatabilecek durumda değilim; kısacası o bütün duygularımı esir almış durumda."
Jack London’un 1912 yayımlandığı ve 2012 yılında kızıl veba isimli bir salgının dünyaya sarmasının ardından salgından kurtulup 2070 yıllarında artık yaşlı bir adam olan edebiyat profesörü James Howard Smith yeni adıyla Granser’in o eski medeni zamanları torunlarına anlatmaya çalıştığını konu alan kitap “Kızıl Veba”. 1912 yılında, 2012 yılını yaşamış gibi yazması ve okurken de bunu hissettirmesi gerçekten etkileyici geldi bana, bir de başımızdan geçen pandeminin ilk başladığı belirsizlik zamanlarını düşününce.
İlkel toplumdan uygar topluma geçtikten sonra zamanda geri yolculuk yaparcasına uygar toplumdan nasıl bir ilkel topluma dönüşüldüğü, bu dönüşüm sonrasında da insanları kandırıp onları kullanan ve adlarına büyücü-doktor denilen umut tacirlerinin ortaya çıkması ayrıca dikkat çekici bir durum.
Kitabın sonuna çevirmenin eklediği açıklayıcı notların yanı sıra çevirmenin kendi notu da bilgi verici.
Keyifli okumalar dilerim.
Okudukça konusuyla ve anlatımıyla sizi içene çeken bir kitap Bülbülü Öldürmek.
Kitaba konu olacak kişilerin ve yaşadıkları kasaba olan Maycomb’un tanıtılmasıyla başlanıyor. Ardından evin küçük çocuğu Scout’un (bir süre erkek zannederek okumuştum, sonra kız olduğunu fark ettim) abisi Jem, babası Atticus ve hizmetçileri Calpurnia’nın birlikte yaşadığı evle birlikte komşularıyla ilişkileri, babalarının çocuklarına yaklaşımı, okulda yaşadıkları, akraba ilişkilerini ve siyah ve beyaz insanlar arasındaki eşitsizlik ve adaletsizliği temiz ve çocuksu anlatımıyla okuyoruz. Özellikle Scout ve Jem’in babaları Atticus’un anneleri olmadan çocuklarını büyütürken sergilediği ileri görüşlülük ve dürüstlük kitapta bahsedilen ve etkilendiğim birçok konudan biridir.
Çocukların tam çocukça davranışlarının yanında eğlenirken, bir yandan da bir zenciyi savunmak için her şeyi riske atan babalarının onları yetiştirme tarzı ile nasıl olgun düşünebildiklerini, çocukların birbirine nasıl sahip çıktıklarını güzel bir dille anlatılıyor.
Çocukluğun verdiği o masum anlatışıyla kimi yerde güldüren, verilen mesaj ve anlatım şekli açısından de etkilenerek okuduğum ve bitince de bir süre etkisinde kaldığım bir kitap oldu. Keyifli okumalar dilerim.