Cenab-ı Hakk'ın Kâbıd ve Bâsıt isimleri vardır. Kâbıd daraltan, Bâsıt genişleten manasına gelir. Bu sebeple hayatımızda kabzlar ve bastlar, yani daralmalar ve ferahlamalar bir döngü halinde birbirini takip eder. Bazen daralma dönemi uzun sürer, bazen ferahlık dönemi. Bazen ikisi iç içe geçer. Kur'ân-ı Kerîm "Zorlukla beraber kolaylık vardır” (İnşirah, 5). "Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır" (Talak, 7) buyurmaktadır.
Allah'ın tecellilerini hissetmenin dışında bir hissediş mümkün değildir. Çünkü hislerimiz ilahi isimlerin içimizdeki temsilcileridir. Pişmanlık da, mutluluk da Cenab-ı Hakk'ın tecellilerini hissediş biçimlerindendir. Her esmanın ayrı bir rahmeti ve tadı vardır. Rahman isminin başka, Kahhar isminin başka, Müntakim ismininki başka türlüdür. Piyanonun tuşlarından çıkan sesler farklı olsa da, piyanonun iyi tuşu, kötü tuşu yoktur. Varlıkta kötülük yoktur, farklılık vardır. Cenab-ı Hak Sâni'dir; biz de onun sanat eserleriyiz. O halde hayatımız ve bedenimiz üzerinde farklı notaları çalan O'dur.
Rabbimiz insana giydirdiği varlık ve beden elbisesini keser, biçer, değiştirir, dönüştürür ve böylelikle değişik ilahi isimlerin cilvelerini sergiler. Şafi ismi hastalık üzerinden ortaya çıkar, Rezzak ismiyse açlık üzerinden. Kederler ruh ve kalbimizi şekillendirirken, biz de karşı tavrımızla kederlerimizi şekillendiririz. Böylece birbirini meydana getiren karşılıklı iki sanat eseri ortaya çıkar.
Başa gelen musibetler de, insanın özüne değil, vasıflarına gelmektedir. Hayatı vasıflar üzerinden algılayan, vasıflarının varlığıyla kendi varlığını birbirine karıştırmış insanların yıkımı bu yüzden büyük olmaktadır. Yoksa Allah'ın ilminde yitirilen bir şey yoktur. Ancak kudret dairesinden ilim dairesine geçen şeyler olmaktadır, fakat insan bu yer-boyut değiştirme işine'kayıp' olarak bakmaktadır.