"Lakin aşk, insanın gözünü sadece sevdiğinin kusurlarına değil, sevebileceklerinin lütuflarına karşı da kör ediyor. Âşık, çevresindeki temaşaya rağmen, ona ait olmayan teferruatı fark etmeyi reddediyor. Zaten kime baksa sadece tek bir kişiyi görüyor, kimden bahsetse aslında sadece ondan dem vurmanın yolunu açmaya çabalıyor..."
"Kimileri, kötü ihtimallerle yüzleşmektense belirsizlik deryasında serbest stil yüzmeyi yeğler. Ben onlardan değilim. Her zaman en kötü sonlara bile hazırlıklıyım, yeter ki başıma ne geleceğini bileyim. Belirsizlik berbattır; beni perişan, ruhumu lime lime eder. Hayatım, bir an evvel her şeyi netleştirmek arzusuyla, vakit isteyen hoş ihtimalleri çiğneyerek, çabucak razı olduğum feci sonlara koşmakla geçti."
"...sıradan eşyaların hatırlattıklarından kurtulmak sanılandan kolaydır. Ama sanat eserleri öyle değil. Şarkılar mesela, işimizi epey zorlaştırır. Sanat eserleri, yani iyi olanlar, genellikle bizden uzun yaşarlar. Unutmak istediğimiz bir mesele varsa ve onlarla bağlantılıysa, her karşılaştığımızda bize hatırlatırlar."
"Aşkın yanında gurura yer olmadığını söyleyenler halt etmiş. İnsan en çok âşıksa gururuna sahip çıkmak, onun nezdinde hiç değilse saygıdeğer biri olarak kalmak istiyor. Galiba sayılmamaktan, sevilmemekten ürktüğümden daha fazla çekiniyor; kaybettiklerim yetmezmiş gibi bir de ona karşı dik tutmaya çalıştığım kuyruk da yere düşerse diye endişeleniyordum. Nurlar içinde yatsın, Rahmetli Jane Austen halimi görse, Aşk ve Gurur'u benim için imzalardı; bunu kesinlikle hak ediyordum."