Sürekli dışarıya bakarsak, hedefe ulaştığımızı fark edemeyebiliriz. Kendi içimizde değerli bir şey meydana geliyor olabilir fakat eğer uyumlu değilsek ve odaklanmazsak kaçırabiliriz.
O zamanlar fark edemediğim şey, acı veren bir şeye direndiğimiz zaman sıklıkla kaçınmaya çabaladığımız acının süresini uzattığımızdı. Bu şekilde yaparak sürekli acıyı zaman aşımına uğratırız.
Yıllar sonra başka birine şöyle yazıyordu:
Kendini yalnızlık içine hapsetme, kendini doğaya ver, kendini - biraz bile olsa - dış dünyaya, dış şeylere ver.
Dış yaşantı, iç yaşantıyı dengelemeli. Yoksa dış etkilerin yokluğunda, iç etkiler çok tehlikeli olan bir üstünlük elde ederler. Sinirler ve imgelem bir insanın yapısında çok büyük bir yer kaplıyor.