ERDAL DANIŞ

ERDAL DANIŞ
"Herkesin iki hayatı vardır. İkinci hayatı sadece bir hayatı olduğunu anladığı zaman başlar."

ERDAL DANIŞ

, bir kitap okudu
8/10
·343 syf.·
Beğendi
·
2023 20. kitabı
Fakir Baykurt
8.7/10 · 1.541 okunma
Reklam
Delâ'nin gözü İmam'ı aradı. Kalabalığın kıyısındaydı. Buldu. "Sana gelince İmam Efendi!..." dedi. "Sen de milletin yaptığını yapacaksın. Şimdiye kadar camide cemaat sana uydu; şimdi sen cemaate uyacaksın! Senin için gidilecek iki yol var: Ya cemaate uymak, ya çekip sekizinci, yedinci, altıncı, beşinci köylere doğru gitmek!... Burası bizim Onuncu Köy'ümüzdür artık! Dünyada köy çök. Doğru düşünenler, doğru söyleyenler, olmaz deyenler, kafa tutanlar, dikine gidenler buraya... Uysallar, evetçiler, oraya, geriye!... Dök düşün, işine geleni seç..."
Sayfa 334 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
İnsan ve Hayat
"Bre İmam Efendi!" dedi. "Bunca yıl senin sözüne uyarak teslim olduk da, elimize ne geçti? Gene sırtımız çıplak, gene ayağımız yalın! Kadınlarımız aç, hastalarımız ilaçsız! Hangi çılgınlıktan dem vuruyorsun?" İmam da parladı: "Yukarda Ulu Tanrı böyle uygun görmüş, böyle yapmış! Bu dünyanın bugünü varsa, yarını da var. Hepsi buraya lazım değil! Yarın 'öte'de rahat edersiniz..." Tartışma İmam'la Muhtar arasında sürüyor. Delâ ile ötekiler sesi soluğu kesmiş, dinliyor. Muhtar bağırdı: "Dersin dersin, bunu dersin! Bıktık senin bu yarınlarından, ötelerinden! Bu dünyada sürünen adamın öte dünyada sefa süreceğine ben inanmıyorum; anladın mı! Sen inanırsan inan! Ama köylünün yakasını bırak!..."
Sayfa 331 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
Hayata Dair
Vakti zamanın birinde...
"Hani Muhtar?" dedi Delâ. Kalabalıktan gür bıyıklı bir adam doğruldu: "Muhtar benim, Delâ. Adım İboç. Sabahtan beri şurda sesimi çıkarmadan dinliyorum. Sözlerin zihnimin içine işliyor. Gelgelelim, bir meşhur temsil vardır. Düşünceme gerek!' derler. Ben de düşünüyorum. Vakti zamanın birinde, bir padişah varmış. Tohumsuz herifin biri imiş. Oğlu kızı olmaz imiş. Son sonu, kocalık gelip çatmış. Ölmesi yakın. Üç vezirini çağırıp, 'Benim vadem tamam olunca, içinizden birini padişah yapacağım. Yalnız size bir sınavım var. Sınav dedimse korkmayın; kolay bir şey!...' demiş. Raftan bir tepsi almış, ortaya koymuş. Tepside, sözüm meclisten dışarı, insan pisliği var! 'Padişah olabilmek için bu pisliği yemek gerekiyor! Haydin bakalım, kim daha iyi yiyecek?' Böyle der demez, içlerinden biri, atılıp kaşıksız maşıksız başlamış yemeye. İkincisi demiş: 'Padişahımız bize birer kaşık versin, kaşıkla yiyelim!' Padişah, vezirlere kaşık vermiş. Ama kaşık da verildiği halde üçüncü vezir yemiyor. Öteki ikisi, nerdeyse tabağı boşaltacak; üçüncü düşünür. Padişah sormuş: 'Neden düşünürsün; yesene!' Vezir, 'Padişahım sağ olsun! Buyruğun başım gözüm üstüne! Yemeden önce biraz düşüneyim diyorum. Acaba yesem mi hayırlı, yemesem mi?...' Padişah hemen elini çırpmış. 'Ulan piravo! Padişahlığı sana devrettim; layıksın!... Bin oğlum olsa bu kadar sevinmezdim! Mülkümü, milletimi, sen kayırırsın...' demiş. O hesa şimdi ben de düşünüyorum. Delâ'nın lafını yabana atmayın. Nedenine gelince, okumuş adam. Bizim gibi kabazeyin değil. Çok da yelmiş. İmam'ı da on sekiz yıldır deniyoruz. Durum vaziyet ortada! Ama ben demiş olmayayım, siz düşünün. Sabahleyin yanına vardığımda İmam diyordu ki, kuşlar bugün kesin geliyor. Günümüz az kalmıştır komşular. Hayır şer, bir karar verelim..." Adamlar, "Doğru!..." dedi.
Sayfa 328 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Sözü aldı: "Ben doğru konuşurum! Yalan, mesleğim değildir.Aslım Tefenni köylerinden. Gurbet ehliyim. Asıl işim okulda çocuk yetiştirmek! Birçok köy dolaştım. En son Damalı’da, Ortaköy'de çalıştım. Başı belalı bir adamım. Köy merası sürenler beni sevmezler. Kasabanın güzel yerine konak dikenler, en işlek yerine üç yıl içinde kazandıklarıyla dükkân açanlar, Ali'nin, veli'nin toprağını çarpanlar beni sevmez. Dümenciler, düzenciler, 'Bu böyle gelmiş, böyle gitsin anasını satayım!' diyenler beni sevmez. Bir yıl var ki, çocuk yetiştirmeyi bıraktım. Demircilik zenaatindan anlarım. Ortaköy'de işliğim vardı. Ortaköylüler, benim düzdüğüm demirlerle toprağı daha iyi sürdü, bol ürün aldı. Ağzıma bakıp beylere kafa tuttular, topraklarını kurtardılar. Ben de Yakaköy'den Koca İzzet'in kızına vuruldum; yalan söyleyenin gözü çıksın, kolundan tutup kaçırdım. Damalı'daki adım Hoca; sevmem ya, öyle derlerdi. Ortaköy'de, Usta!... Yaşarköy'de, deminden beri iki komşu 'Delâ' diyor. Doğru konuşursan, sana da deli derler. Anladın mı Alişan? Yalan dedim, gene de derim; kuşlar yalan!..."
Sayfa 327 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
Reklam