Birlikte yaşayarak bir olmanın tersine, olgun sevgi kişinin bütünlüğünü, bireyselliğini yitirmeden birleşmesidir. Sevgi insanlarda etken bir güçtür; kişiyi öbür insanlardan ayıran, duvarları yıkan, onu öbür insanlarla birleştiren bir güç. Sevgi insanın ayrılık, yalnızlık duygularını yenmesine yardım eder; gene de kendisi olarak kalmasını, bütünlüğünü yitirmemesini sağlar. Sevgide iki varlığın bir olması, gene de iki ayrı varlık olarak kalabilmeleri ikilemi gerçekleşir.
Günümüzde eşitlik, "bir olmak" tan çok "aynı olmak" anlamına gelmektedir. Soyutlamaların, başka deyişle aynı işlerde çalışan, aynı biçimde eğlenen, aynı gazeteleri okuyan, düşünceleri, duyguları aynı olan insanların aynılığıdır bu.
İnsanların çoğu, topluma uyma gereksinmelerinin bilincinde değillerdir. Kendi düşüncelerine, kendi eğilimlerine uyduklarına, bireyci olduklarına, o inançlara kendi düşünceleri yoluyla ulaştıklarına -kendi fikirlerinin, çoğunluğun fikriyle aynı olmasının bir rastlantı olduğuna- inanarak yaşarlar. Herkesin aynı şeylere inanması, insanın "kendi" fikirlerinin doğruluğunu gösteren bir kanıttır.
Ezber bilmek, bilmek değildir; hafızamıza emanet edilen her şeyi saklamaktır. İnsan, kendiliğinden bildiği her şeyi ustasına bakmadan, kitaptaki yerini aramadan, istediği gibi kullanır. Tamamıyla kitaptan bir bilgi ne sıkıcı bilgidir!
Epiharmus der ki, insan düşünce ile görür ve duyar; her şeyden faydalanan, her şeyi düzene sokan, başa geçip yöneten düşüncedir; geri kalan her şey kör, sağır ve cansızdır.