Hiç korkmamış olsaydım keşke.
Hiçbir korkuyu tatmamış olsaydı bilincim ve bedenim.
Korunmaya ve savunmaya gerek duymasaydım.
Korkuyu bilmeyen canımın istediği gibi davranıp, korkuyu bilmeyen canımın istediği gibi konuşsaydım.
Gerçekten nefes alabilseydim her an.
Gerçekten yaşayabilseydim.
Ben olsaydım sadece, en doğal halimle.
Gerçekte yaşayabilseydim keşke.
Öyle uyansaydım her sabah; öyle tat alsaydım, öyle dokunsaydım, öyle koklasaydım tüm kokuları, öyle duysaydım sesleri… Öylece, kendime özgülüğümle ve özgünlüğümle olsaydım bu dünyada, bu rüyada.
Kendine özgü, özgün ve özgür.
Var olsaydım.
Olabilir miyim?
Keşke…
Şeytan benim için bir ceza düşünmedi ve şöyle dedi:
“Sana verebileceğim hiçbir ceza, kendi zihninin sana yaptıklarından daha ağır değil.”
Sonra arkasını dönüp giderken durdu ve ekledi:
“Ben insanların ruhunu yakarım. Sen ise kendininkini her gün biraz daha tüketiyorsun.”
Ve o an anladım ki bazı cezalar cehennemde değil, insanın içinde başlıyormuş.