… Al diyor, en zayıf yerinden yakaladım seni, en zavallı, en biçare halinden, en beceremediğin, yokluğunu bile unuttuğun yerinden hayatının, ümitsiz teslim olur da insan ama ümit yedi başlı bir canavar, nasıl baş edeceğini bilmezsen altı başı ezsen yedincisi yakar yıkar seni.
Hayat sonsuz seçenekleriyle uçsuz bucaksız, şahane bir bilinmezlik olarak önünde uzanıyorken, garip bir kibre kapılıyor insan. Kibir denemez aslında, cehalet. Başına kötü şeylerin gelme ihtimalini düşünememe cehaleti. O da değil. O zaman o düşünce var da aklına getirmiyorsun gibi ama öyle değil. Hiç oluşmamış olması öyle bir düşüncenin yeryüzünde. Dokunulmaz olduğuna körü körüne inanmak. Oysa görüyorsun da, birileri kanser oluyor, birilerininülkesi yıkılıyor başına, birilerinin en sevdiği ölüyor, yalnız mutsuz birileri. Ama işte, o birileri hep başkaları. Sen zaten yaşlanmayacaksın, sihirli bir fanusun içinde, öyle korunaklı, öyle genç, öyle yenilmemiş hiç.