Görünüşte hiç bir şeyleri olmayan bu insanlar aslında en önemli şeye sahiplerdi. Hiç tanımadıkları hâlde bana her şeylerini vermişlerdi: varlıklarını, sessizliklerini, sabırlarını, cömertliklerini, anlayışlarını, bakışlarını, nezaketlerini, bağışlamalarını, sevgilerini…