‘İnsan, sürekli anlam peşinde koşar, değil mi? Özellikle, yaptığı her şeye geçerli bir neden bulma çabası entelektüel insanın çilesidir. Sanki her eyleminde mutlaka bir değer, bir farkındalık olmak zorundaymış gibi. … Sanki bu şehre gelmekle bir kusur işlemişsin de, kendini haklı gösterecek bir dayanak arar gibisin.’
Evren, yaşadığımız gezegenin hiç bir noktasında, an’ ın, birebir yansımasına izin vermez. Bilim insanları, kişinin kendi yüzünü olduğu gibi ve an’ da göremeyeceğini yıllar önce ispatladılar. Bir aynayı burnumuza kadar yaklaştırıp yüzümüzü görmeye çalışsak bile suratımızın an’ daki halini değil ancak izdüşümünü, onu da birkaç mikro saniye öncesine tekabül etmiş olarak görebiliriz.
‘Merdiven çıkmaya başladığında en zor olan, ayağını birinci basamağa kadar yükseltmektir. Sonra bir süre inançla ilerlersin. Genelde yolun ortasına gelince, içinde bırakma hissi doğar. İşte bu pek çok kişinin geçemediği, ikinci sınavdır. Eğer atlatabilirsen, artık seni tutabilecek hiç bir güç kalmaz.’