Bir de Homeros'un sözünü ettiği "Sirenler" vardı. İşte bu deniz kızları netameli sayılırdı. Kimisi belden aşağı kuş, ama çoğu balık olurdu. Bunlar kıyı kayalarına otururlar, pek etkileyici seslerle türkü söyleyerek uzun saçlarını tararlardı... Sesleri öylesine çekiciymiş ki denizciler onlara ulaşmak için kendilerini denize atarlar ve kayalara çarparak parçalanırlarmış... Mavi gözleri, hayalin düş, düşün de hayal olduğu gibi, renkten renge kayarmış. Bakışları kıyısız ve sonsuz okyanusları, uzun deniz gezilerini anımsatırmış...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Artemis'in yeraltı ölüler dünyasındaki adı "Hekate" idi. Hekate, fırtınalı gecelerde kapkara bulutlarla örtülü olan ayın korkunç ve şom karanlığıydı. Fakat güzel gecelerin uzak duruluğunda ay ve ay ışığı; göklerin sakin gülümseyicisi olan Artemis, Selene ya da Sintiya diye anılırdı.
Unutmamalı ki Anadolu ve Ege kadınları Amazonların torunlarıdır. Bütün Ege kıyılarında Amazonların ayak izleri görülür. Hatta Efes kentinin İzmir-Bergama arasındaki on bir Eol kentinden ikisi olan Mirina ve Kimeyi ve ayrıca İzmir' i kuranların Amazonlar olduğu söylenir.
Yunanlılar ve tekmil batı, Homeros'u Anadoluya mal etmeyi istememiştir. Türkiye ise, Homerosla hiç ilgilenmemiş, onu benimsememiştir. Tuhaftır ki, Homerosla ilgilenen ilk Türk, Fatih Sultan Mehmet'tir. Papa'ya yazdığı mektupta, Yunanistan'a yardım etmesini anlayamadığını; çünkü Troya savaşlarında İtalyanların atalarıyla cenk ettiklerini yazıyordu. Demek ki, Fatih Sultan Mehmet İlyada'yı okumuştu. Zaten kendisi sanat ve edebiyata meraklı idi.