Kitapkolik

Kitapkolik
@_Kitap_kolik_
Puan vermedi
Arkadaşımın tavsiyesi ve büyük bir beklentiyle aldığım kitabı , okumak için kendimce en uygun zamanı bekledim. Genelde ıkı gün içinde bu kalınlıkta bir kitabı bitiren ben söz konusu bu kitap olunca iki günde 100 sayfa bile ilerleyemedim. Kitabımızın konusu Hindistanda başlayıp yayılan bir salgın. Okudukça anlam vereceğim beklentisiyle zor da olsa ilerlesem de salgının neden başladığı , nasıl yayıldığı , neden herkesde aynı etkileri ortaya çıkarmadığı, İnsanların önce gölgelerini ( gölge de kaybolur mu demeyin oluyormuş her nasılsa) sonra hafızalarını kaybetmelerinin ( gölgeyle hafızanın bağlantısını da anlamlandıramadım ) neden bunca saldırganlığa sebep olduğu gibi bir sürü sorum havada kaldı benim için. Kurgu olarak beni içine çekememesinin yanında olayların çok yavaş ilerliyor olması da daha fazla tahammül edemememe sebep oldu. Mine urgan' ın bi sözü var "Karpuzu kestin. Baktın ki kabak. Gene de zorla yiyecek misin o karpuzu ? Canım Fethi Naci'nin bu cümlesinden sonra başladığım her ne ise hoşlanmadığım yerde bırakmaya karar verdim.Kitabı da, insanı da" diyor. Okumak benim için bir serüven. Kendimi dinleyebildiğim, ortamdan ,kendimden ,herkesten uzaklaşabildiğim bir kaçış okumak benim için. O yüzden ben de fazlasıyla katılıyorum Mine Urgan 'a ve bana birşey kattığını düşünmediğim ya da verim alamadığım ya da anlamak, birşeyler çıkarabilmek için kafa yorduğum , samanlıkta iğne aradığım bu serüveni yarı da bırakıyorum. Devam edebilmeyi isterdim beni bir o kadar yorup aynı zamanda okuma hızımı düşürüyor olması ile benim için verimsiz bir okuma bir o kadar da zaman kaybı oldu. Fantastik ,bilim kurgu sevenlere hitap eder umarım. Verimli okumalar...
Edebiyat
The Book of MPeng Shepherd · William Morrow · 20182,802 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
·
7356 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2020 00:00
Nesrin Öz 'ün okuduğum ilk kitabı "üç derin nefes" bitirdikten sonra öğrendim ki zaten yazarın ikinci kitabı imiş. Tarz , dil ve uslup olarak diğer kitaplarına da şans vereceğim yazarlar arasında listeledim kendisini... Gelelim kitaba; İkidir tesedüf sanırım çoçuk istismarı üzerine kitaplar denk geliyor. Bu kitabımızda çocuk istismarı ile başlayıp dostluk , arkadaşlık ve aile bağları , aşk üzerine yazılmış polisiye psikolojik gerilim tarzındaydı. Aslında bu karmaşayı sevdim diyebilirim . Yazar böylece her tele dokunmuş . Ara ara konuyu fazla uzattığını düşünsem de sonralara doğru sürprizlerle şaşırtmaya çalışmış. Her sayfada adrenalin vardı . Konu olarak ( bu kısım spoiler içerebilir) küçük yaşta ailesini kaybedip halasının yanında kalan ve eniştesi tarafından işkence görüp istismar edilen Nehir' in hikayesi ile başlıyor. Ama kahramanız Nehir değil ona ve hayatında arkadaşlarına ve sevdiklerine karşı hep fedakarlık gösteren Sera. Hatta kitabın sonuna doğru Sera bu fedakarlığı yüzünden katil bile oluyor , hayatını ve sevdiği insan kaybetme noktasına kadar geliyor. Neyse ki her sayfası farklı sürprizlerle dolu kitabımızda biraz da olsa mutlu sonu gördük... Kitabı çok edebi bulmasam da (ki zaten öyle bir beklenti içinde almamıştım) beğendim. Kolay okunması ,hızımı düşürmemesi, hatta her ortamda okunabilmesi (ki ben gürültülü ortamda okudum) açısından sevdim. Böyle yormayan kitapları kafa yorgunluğuma göre okumayı seviyorum. Çerez niyetine okudum . İyi ki okumuşum ,yeni bir kalem tanıdım. Şans vermeye değer...
Üç Derin NefesNesrin Öz · Olimpos Yayınları · 2018164 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
7352 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2020 00:00
Yine yeni tanığım bir yazar ve yine okurum dediğim bir yazar... Sosyal medyada arada denk gelen bir kitaptı "çarpışma " bunu da alayım bari dediklerimden... ne anlattığına ,konusuna dair hiç fikrim olmadan aldığım bir kitap. Açıkçası okurken de konuyu nereye bağlayacağını pek kestiremedim yazarın. Hayli sürpriz sonlu oldu benim için. Olay örgüsü; küçük yaşta annesinin intiharı ile travmalar yaşamakta olan Mert ve komiser babası , psikolog üvey annesinin başından geçenler üzerine kurgulanmıştır. Kurgu diyorum çünkü sonunda anlıyoruz ki Mert 'in başında geçen olaylar gerçekten kurgu içinde kurgu. Toplumumuzun kanayan yarası çoçuk istismarına dikkat çekmek, çözüme kavuşturmak ama çözümün olmadığını anlayan, çocukken istismara maruz kalan bir grup yetişkinin Mert'i ve babasının konumunu kullanarak istismarcılara hak ettikleri cezayı vermeye çalıştıkları psikolojik/ polisiye tarzında bir kitap. Kitapta en çok hak verdiğim kısım ise şurası oldu; "Her gün yüzlerce çocuk istismara uğruyor, kendi hayat telaşlarımız içerisinde sadece okuduğunuz haberlere üzülmekle yetiniyoruz. Ya da çocuğa zarar veren kişilere küfürler etmek geçici olarak vicdanımızın rahatlatmasını sağlayıp hayatlarımızı daha yaşanabilir kılıyordu. Acı olan şu ki; her yeni günde başka istismar haberleri okuyup artık bunların normalleştiğini görmek..." Gerçekten de artık o kadar normalleştirdik ki bu tarz haberleri duyunca üzülüp sonrasında hayatımıza kaldığımız yerden devam eder olduk.Tecavüz ve işkence edildikten sonra öldürülen Eylül'ü , kaçırıldığı iddia edilen ve açlıktan yaşamını yitiren Leyla'yı, halen bulunamayan Yusuf ve Salih 'i, 9 yıl boyunca akrabası tarafından istismara uğrayıp 23 yaşında intihar eden Emre 'yi kaç tanemiz hatırlıyor? Çarpışma' da bu konuya güzel bir
Edebiyat
ÇarpışmaTuğba Sarıünal · Olimpos Yayınları · 20181,184 okunma
Puan vermedi·301 syf.··
Beğendi
·
2020 19. kitabı
·
7359 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2020 00:00
Yerli bir polisiye kitabı ile şubat ayı okumalarıma devam ediyorum. Aslında başka bir kitap okuyorum ama yavaş ilerlediğinden ve şubat ayı bitmek üzere olduğundan araya sıkıştırtığım bir market kitabıydı "Ateşin Aşkı Semezeni Öldürmek" benim için. Biraz tasavvuf içermesine önyargı yaklaşsam da polisiye olması "okunur" dedirtti bana. İlk cümlelerden itibaren de kendimi bir Ahmet Ümit kitabı içinde buldum diyebilirim. Kitap Konya'da bulunun esrarengiz bir cinayetle başlıyor ve olay örgüsü de haliyle katilin peşinden sorgularla devam ediyor. Yazarımızın Ahmet Ümitten fazlasıyla esinlendiğini de işte bu noktada düşünmeye başlıyorsunuz.Ahmet Ümit kitaplarının karakterleri Başkomser Nevzat’ın yerini Cavit komiser ,Ali’nin ve Zeynep’in yerini Yavuz ve İrem ,Evgenia’nın yerini gazeteci Işıl almış durumda. Hatta Nevzat komiserin kaybettiği kızı ve eşi gibi Cavit komiser de annesi ve kız kardeşini yakın zamanda kaybetmenin verdiği psikoloji içinde yakınlarına karşı babacan şuçlulara karşı sert tutum içinde.Bu kadar esinlenmeye rağmen çok rahatsız olduğumu söyleyemem aslında. Gayet akıcı ve sürükleyici bir şekilde okumamım yanı sıra semazenlik ile ilgili bilmediğim de bir sürü güzel şey öğrendim diyebilirim. Kitapta beni zorlayan şey sadece her birkaç sayfada ortaya çıkan yeni yan karakterler idi. O kadar çok insan girdi ki isimleri ve kim olduklarını sona doğru aklımda tutamadan sadece ana karakterlere ve olaya odaklandım. Bu kadar kalabalığın için de yine de katili tahmin edebilmeyi başardım. Yazarımız anladığım kadarıyla aynı karakterler üzerinden başka olaylar ile devam edecekmiş (yada etmiş diğer kitaplarını okumadığım için bilemiyorum devam ettiyse bir esinlenme daha derim buna da).Heyecanlı ,sürükleyici öğretici olması yeterli benim için "denk gelirse okurum" diyebileceğim
Edebiyat
Ateşin AşkıFatih Şahin Işık · Uğur Tuna Yayınları · 201597 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
7390 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2020 00:00
Alexandre Dumas Fils, babası Alexandre Dumas Père ve metresi Laure Labay’ın ilişkilerinden dünyaya gelmiştir. Yetişip büyüyen Dumas Fils, moda olduğu üzere babası gibi kendisi de Alphonsine Plessis adlı bir metres tutar. Yazar, metresinin adını Marie Duplesis olarak değiştirir. Yazarın yaşamıyla ilgili bu detay göz önünde tutulduğunda romanın otobiyografik roman özelliği taşıdığı söylenebilir. Kamelyalı Kadın’da, annesi tarafından sürekli dayak yiyen ve bu işkenceye dayanamayıp Paris’e kaçan Marguerite Gautier’nin içli hikâyesi anlatılmaktadır. Binlerce tuzakla dolu Paris hayatı bu genç kızı yutar ve sonunda kibar metres olup çıkar karşımıza kahraman. Romanın erkek kahramanlarından avukat Armand Duval ile Marguerite’in karşılaşması hayatında dönüm noktası olur. Çünkü Armand Duval onu çok sever, hem de diğer erkeklerden farklı gerçek bir sevgiyle sever. Avukatın sevgisine inanan Marguerite sadece sevdiği erkeğin sevgilisi olmak, daha önce yaşadığı çirkef hayatı terk etmek ister. Bunun için de kapısını eski müşterilerine kapar. Ama lüks hayatın alışkanlıklarını terk etmek öyle kolay olmayacaktır. Ayrıca avukatın babası Marguerite’i oğlunun sevgilisi olarak asla kabul etmek istemez. Çünkü o bir defa metres damgası yemiştir. Marguerite romanın sonunda trajik bir şekilde hayatını kaybeder. Romanda, metreslere karşı bir merhamet ve hoşgörü görmek mümkündür. Düşmüş bir kadınla bir erkek arasındaki aşk üzerine gelişen olaylara tanık olurken, bu kadının kendi dünyasına ait özellikleri de görür okuyucu. Erkeklerin böyle kadını nasıl gördükleri, toplumun bakış açısı, ayrıca bu kadınların kendilerini nasıl gördükleri gözler önüne serilir adeta. Zaman zaman feminist başkaldırılarla karşılaşılır romanda. Marguerite, düşmüş kadını bir satılık mal olarak gören erkeklere
Edebiyat
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Venedik Yayınları · 201824,2bin okunma