Arkadaşımın tavsiyesi ve büyük bir beklentiyle aldığım kitabı , okumak için kendimce en uygun zamanı bekledim. Genelde ıkı gün içinde bu kalınlıkta bir kitabı bitiren ben söz konusu bu kitap olunca iki günde 100 sayfa bile ilerleyemedim. Kitabımızın konusu Hindistanda başlayıp yayılan bir salgın. Okudukça anlam vereceğim beklentisiyle zor da olsa ilerlesem de salgının neden başladığı , nasıl yayıldığı , neden herkesde aynı etkileri ortaya çıkarmadığı, İnsanların önce gölgelerini ( gölge de kaybolur mu demeyin oluyormuş her nasılsa) sonra hafızalarını kaybetmelerinin ( gölgeyle hafızanın bağlantısını da anlamlandıramadım ) neden bunca saldırganlığa sebep olduğu gibi bir sürü sorum havada kaldı benim için. Kurgu olarak beni içine çekememesinin yanında olayların çok yavaş ilerliyor olması da daha fazla tahammül edemememe sebep oldu. Mine urgan' ın bi sözü var "Karpuzu kestin. Baktın ki kabak. Gene de zorla yiyecek misin o karpuzu ? Canım Fethi Naci'nin bu cümlesinden sonra başladığım her ne ise hoşlanmadığım yerde bırakmaya karar verdim.Kitabı da, insanı da" diyor. Okumak benim için bir serüven. Kendimi dinleyebildiğim, ortamdan ,kendimden ,herkesten uzaklaşabildiğim bir kaçış okumak benim için. O yüzden ben de fazlasıyla katılıyorum Mine Urgan 'a ve bana birşey kattığını düşünmediğim ya da verim alamadığım ya da anlamak, birşeyler çıkarabilmek için kafa yorduğum , samanlıkta iğne aradığım bu serüveni yarı da bırakıyorum. Devam edebilmeyi isterdim beni bir o kadar yorup aynı zamanda okuma hızımı düşürüyor olması ile benim için verimsiz bir okuma bir o kadar da zaman kaybı oldu. Fantastik ,bilim kurgu sevenlere hitap eder umarım. Verimli okumalar...