Kitapkolik

Kitapkolik
@_Kitap_kolik_
Puan vermedi·204 syf.··
Beğendi
·
2020 46. kitabı
·
7436 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2020 00:00
İnceleme yazılarının sonuna "keyifli okumalar " yazıyoruz ya gerçekten keyifle okunacak bir seri kitabımız. 5 yaşında yaşıtlarına göre biraz farklı kendi gerçeğinin de farkında olan Alper Kamu ' nun serüvenlerinin anlatıldığı 2 kitaplık bir seri. Öncelikle yazarın pisikoloji mezunu olduğunu ekleyeyim haliyle kitabımız da psiko absürt bir hal almış ve bu haliyle de pek eğlenceli yer yer hüzünlü (ki ikinci kitap daha duygusal) polisiye tarzda ortaya karışık bir kitap çıkmış. Kahramanımız Alper Kamu mahallelerinde işlenen bir cinayete tanık oluyor ve başlıyor desektiftiçilik oynamaya. İkinci kitap kahramanın bir cinayeti çözmeye çalışırlen başından geçenleri konu almış. Okurken her ne kadar heyecanlı akıcı sürükleyici bulsam da her iki kitapda 5 yaşındaki bir çocuğun cinayetler çözmesini ironik buldum diyebilirim. O kadar savcı polis vs. yapamadığını okula bile gitmeyen , okumayı evde kendi öğrenen, boş zamanlarında pisikoloji ,siyaset felsefe okuyan afacan kahramanımızın çözmesini gerçekte dışı bulsam da yadırgamadan keyifle okudum. Eğlendim ,heyecanlandım, hüzünlendim ,sonunda hep ters köşe odum. Keşke 3. Kitap da olsaydı dediğim oldu. Keyifle okunuyor tavsiye ederim.
Edebiyat
Oğullar ve Rencide RuhlarAlper Canıgüz · İletişim Yayınları · 202013,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
·
7397 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2020 00:00
Ruhum sıkılıyor diyerek alıp başınızı gitmek istediğiniz oldu mu hiç? Kitabımız her ne kadar böyle başlayan ve ardı ardına gelen kayboluşları anlatsa da aslında bizler sayfalar arasında kayboluyoruz. Adı sanı verilmeyen bir köyde, köyün berberi olan Cıngıl Nuri adında bir adam esrarengiz bir şekilde kayboluveriyor.  Kayboluşların üzerine beklenmedik olaylar meydana geliyor. Muhtar ve bekçinin kayıplar üzerine uğraşlarının konu alındığı kitabımız  zaman-mekan ve varlık-yokluk gibi konularda derin sorgulamalar yapmanıza imkan tanıyor.  Kitap bir anlatıcının ağzından akratılmış bizlere ve sonunda anlıyoruz ki bu anlatıcı aslında bir roman yazarı. Anlatıcının dili hayli sade ve akıcı olmasına rağmen kurgunun çok yorucu olması ,zaman mekan ilişkisinin olmaması çok yerde dikkatinizin dağılmasına ne anlatıldığından çok nasıl anlatıldığına odaklanmanıza neden oluyor. Zaten HAT edebiyatının en belirgin özelliği de bu değil midir zaten? Kitap bittiğinde aslında anlatılmak istenenlerin sembollerle aktarıldığı sonucuna varıyorsunuz. İnsanların kendilerini ifade edemedikleri ,haklarını savunamadıkları, adaletin olmadığı yerde hak ve adaleti güçlünün_ güçsüz üzerinde sağlamaya çalışması gibi... muhtar 'ın varlığı ya da cennetin oğlunun elindeki yılan bu sembollerden bazıları bana göre. Hasan Ali Topbaş' ın yine toplumsal bir sorunu kendine has bir edebi örnekle aktardığını da görüyoruz. Alıntılarda da çokça denk gelen "kar neden yağar kar?" sorusuna da aslında kendimce bir cevap bulduğumu düşündürdü kitap bana. Kitapda muhtarın bir sözü var; "Kuşların bile kanat çırpıp gökyüzünde süzülüşünden sonra bir iz kalır, çıkan her bir sözcükten sonra dişte bir iz kalır, her bir bakışın da yüzde izi kalır" diyor işte karda izlerimi kapatsın diye yağar yada tam tersi izlerimiz karda en çok
Edebiyat
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
Puan vermedi·215 syf.··
Beğendi
·
2020 49. kitabı
·
7448 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2020 00:00
Hakkari 'de bir mevsim... On iki yıllık öğretmenim ve hiç doğu da çalışmadım. Doğu da görev yapan arkadaşlarımdan dinlediğime göre bir çok zorluğunun yanı sıra en keyifli çalışma yılları, öğretmen olduklarını en iyi hissettikleri dönemler doğu görevlerini yaptıkları yıllar olmuş. "Neydi o zorluklar ya da güzellikler, doğu görevinin size kattıkları , getirdikleri, götürdükleri nelerdi ? "desem cevabı en iyi Ferid Edgü verir sanırım. Peki ne anlatmış bakalım; Yılın altı ayını karlar altında geçiren ,yolları kapanan, şehir merkezine gitmek için( şehir merkezi dediğime bakmayın köyden biraz büyük yerleşim yeri) sekiz saat yol yürümesi gereken bir sınır köyü öğretmenin hikayesi aslında okuduğumuz. Köylüsü -şehirlisi ,bakkalı -berberi herkes onun kim olduğunu daha gelir gelmez biliyor çünkü o kadar yabancı çevreye hem diliyle hem görünüşüyle. Okul diye kendine gösterilen yerde ne sıra var ne kara tahta... Hepsini kendi elleriyle yapıyor, kendi cebinden alıyor öğrencilerine kalemi silgiyi. Öğrenciler desen ne üste var ne başta,kızların başı bitli , çoğunun ayaklar yalın, ayakkabısı olanınki de araba lastiğinden bozma. En zoru da dillerini bilmemek. Kar yağıp yollar kapandığında asıl çaresizlik başlamış oluyor. Bu kısımdan sonrasını o duru anlatımıyla öyle güzel aktarmış ki Ferid Edgü okumadım yaşadım desem yeridir. Halkin çaresizliğine mi yanayım, öğretmenin çaresizliğine mi, duyarsız kalan yetkililere mi bilemedim. En çok da köyde sebebini bilmeden ölen çoçukların analarının , öğretmenin gözüne bakması ,ağzından çıkacak kelimelerden medet umması üzdü beni. İnsanın elinin kolunun bağlanması ne zor imiş anladım. Özellikle öğretmen ve Aladdin in aralarında geçen şu konuşma çok sarsıcıydı. -Hoca benim kardeş hasta, +Nesi var? -Ateşi var çok, Ölecek. +İlaç vereyim mi? -Hayır
Edebiyat
OFerit Edgü · Ada Yayınları · 199013,9bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
2020 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2020 13:26
Bir Hakan Günday kitabına inceleme yazacağımı hiç düşünmezdim. Ben bir kitap eleştirmeni olmadığıma göre benim gibi ilk dafa Hakan Günday okuyacakların biraz cesarete ihtiyacı olabilir. Çünkü ben arkadaşımın tavsiyesi üzerine okuma listeme almıştım fakat hayli bekledim okumak için. Hatta ilk 100 sayfada bıraksam mı aceba diye de düşündüğüm yerler olmadı değil ama bir yerden sonra dili ve anlatımı su gibi akıp geçti . Yeni başlayanlar için bu yazdıklarım korkutucu olmasın çünkü okudukça kendine çeken bir kurguyla karşılaştım. Yer altı edebiyatına ön yargınız varsa fikriniz değişebilir.Konuya değinecek olursam ; Derdâ ve Derda isimleri aynı, kaderleri birbirine benzeyen ancak biri kız diğeri erkek olan karakterlerimizin başından geçenler anlatılmaktadır. Kız olan karakter 11 yaşında evlendirilip ingiltereye gönderiliyor ve burada şiddetin her türlüsüne maruz kalıyor. Erkek olanın yaşamı ise yine aynı yaşlardayken ölen annesinin bedenini parçalara ayırıp parça parça gömmesi( yurta gitmemek için yapıyor ) mezarlık temizliği yaparak hayatını devam ettirmesi, oğuz atay 'ın mezarı ile karşılaşması üzerine kurulmuş.Bundan sonrası ise tesadüfler silsilesi olarak hayatları kesişene kadar devam ediyor. Konu olarak özellikle erkek karakterin hayatında çok etkilendiğimi söyleyebilirim.Belki de kız karaktere göre daha zayıf görmem ya da kız karakterin bir yerden sonra hayatını yoluna koyabilmesi fakat erkek Derda 'nın o kadar şanslı olmaması sert gelmiş olabilir bana.İkinci bölümde konunun Oğuz Atay''ın üzerinden devam etmesi haylidikkat çekiciydi. Yine de bu kadar tesadüfü fazla bulduğumu da belirteyim. Sonu gereksiz yere fazlaca uzatılmış geldi. Hakan Günday 'ın tarzına dönecek olursam gerçekten tavmatik olayları bu denli aktarıyor olmasını sert, sarsıcı akıcı ,sürükleyici, konu
Edebiyat
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma

Kitapkolik

, bir kitap okudu
Puan vermedi·64 syf.·
Beğendi
·
2020 54. kitabı
Orhan Veli Kanık
7.8/10 · 4.507 okunma