Kübra

Kübra
@_Lacrymosa
"Serin bir rüyanın hatırınadır çektiğim dünya ağrısı..."
Lisans
İstanbul
23 Kasım 1991
2307 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
"Zaten hakikat daima acı ve elim olur."
Puan vermedi·181 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 15:12
》Saffet Nezihi'nin "ilk evladım" dediği romanı. Zamanında öyle çok okunmuş ki, okurlar karakterleri gerçek sanıp mezarlarını aramaya bile kalkmış. 》Hikaye 1890'lı yılların İstanbul'unda köşklerde, konaklarda geçiyor. Baş karakter Necdet Feridun eğitimli, yakışıklı, çapkınlığıyla meşhur bir gençtir. Hayatı yaşadığı yüzeysel ilişkilerle devam ederken hiç ummadığı bir zamanda Meliha ile tanışır ve gerçek aşkla yüz yüze gelir. Duygularını itiraf edene kadar ise Meliha onun yakın arkadaşının eşi olmuştur bile. Daha da kötüsü Meliha'nın da kendisini sevdiğini öğrenmiştir. İşte bu noktadan sonra ıstırap ile dolu günler başlar. 》Necdet'in arkadaşına karşı hissettiği suçluluk, yaptığı hatadan kaynaklı duyduğu vicdan azabı, iç çatışmaları, duygu dünyası ve yaşadığı buhranlar oldukça güçlü ve detaylı işlenmiş. Bu anlamda çektiği eziyet okuyucuya bazen Zavallı Necdet dedirtse de, bu kadar hovarda bir hayat yaşamış bir gencin aniden yaşadığı bu değişim bana çok gerçekçi gelmedi diyebilirim. 》Çünkü Necdet karakterinde biri böyle büyük acılar çekerken önce sessiz, sakin biriyken aniden hırslı, kötü, vurdumduymaz bir kadına dönüşen Meliha ise Necdet'in tam tersi bir tavır sergiliyor. Bu, iki tarafın da suçlu olduğu bir konu olmasına rağmen Meliha kötü, Necdet ise masum gösterilmiş. Sanki sadece kadına ait olması gereken ahlak düsturu bu noktada maalesef doğru bir biçimde yansıtılmamış benim fikrime göre. 》Dönemin kadın algısı, kadın üzerindeki baskı ve bu baskı sebebiyle şekillenen tavırlar eleştirilirken iki tarafın da suçlarına aynı oranda değinilmesi daha tatmin edici olurdu. 》Yeşilçam esintileri barındıran bu kitapta Necdet’in aşkı romantik olmaktan ziyade, o dönemin Avrupai tıp modasına uygun bir tür psikolojik hastalık (nevroz) gibi işlenmiş. Aşktan ziyade takıntıya ve
Alıntı
Zavallı NecdetSafvet Nezihi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,2bin okunma
Reklam
"Beklemek ateşten şiddetlidir..."
Puan vermedi·164 syf.··
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 20:45
》1910 Halley kuyruklu yıldızının Dünya'ya yaklaşmasıyla birlikte İstanbul'da yaşanan heyecan ve kaos anlatılıyor. 《Hikayenin merkezinde ise bu olay hakkında araştırmalar yapan, konferanslar veren, kadınlar hakkında oldukça önyargılı bir adam olan İrfan ve ona mektuplar gönderen gizemli bir kadın var. Bu mektuplar sayesinde ikili arasında adeta bir zeka oyununa dönen bir ilişki başlar. 》Bu kaosun ortasında halkın batıl inançları, bilimle alay eden ya da yanlış anlayan insanlar, kadın-erkek ilişkileri mizahi bir şekilde eleştiriliyor. 》Her yeni bilgiyi sorgulamadan yutan, duyduklarını büyütmeden duramayan, ölüm korkusuyla burun buruna gelince hemen dürüst insan olmaya çalışan, günümüzden hiç farkı olmayan mahalle halkı ise kitabın en gerçekçi ve eğlenceli kısmı olmuş. Yazar dönemin şartlarını, insan ve toplum yapısını, örfü ve adetini o kadar güzel yansıtmış ki okurken siz de kendinizi mahalleden biri olarak hissediyorsunuz. 》Kitap aslında dedikoduyla açılıyor: Daha ilk sayfalarda mahalle kadınlarının konuşmaları var ve bu ton hiç değişmiyor. Bu şekilde kitabın samimi havasına çok uygun ilerliyor. 》İrfan’ın kadın düşmanlığı çok “derin” değil; aslında tek bir reddedilme üzerine kurulu. Bu da karakteri zaman zaman ciddiyetinden koparıp içimizden biri yapıyor. 》Mektuplaşmalar kısmı, bugünün “görmeden bağ kurma” durumunun eski versiyonu gibi hissettiriyor. Ve kitapta en garipsediğim olay da buydu. 》Kitapta sürekli bir bilim vs. hurafe çatışması var ama yazar bunu ders verir gibi değil, tiye alarak anlatıyor. 》En güzel detaylardan biri: Herkes kıyamet beklerken, karakterler aslında kendi küçük dünyalarının derdinde. Herkes beklenilen felaket olmazsa neler yapacağını konuşuyor. Yazar bu şekilde insanoğlunun aslında hiç kıymeti olmayan bu dünyaya bağlılığını gözler
Alıntı
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Kitaplar · 201925,5bin okunma
Soldan sağa altı harfli bir tatlı...
Puan vermedi·245 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 01:33
Sütlaç, keşkül, künefe, güllaç? Doğru cevabı görünce yüzünüzde bir tebessüm oluşacak. 》Şermin Yaşar bu kitabında, çocuklarının dünyasında yer bulamayan Selime Teyze ile kimsesizlik hissini sonuna kadar yaşayarak büyüyen Meltem'in hayatlarını kesiştiriyor. Yine çok samimi, cok duygusal, insanın içine dokunan bir üslup ve kurguyla... 》Selime Teyze, bir gün çocuklarına sinirlenir ve çekip gider, bir köyün sessizliğine sığınır. Kimseye haber vermeden, ardında iz bırakmadan. Ama bir yandan da bulunmayı bekler. Meltem ise çocukluk yaraları olan, babaannesi ve dedesiyle büyümüş, hayatta her zaman tek başına mücadele etmek zorunda kalmış bir kadındır. Onun yolu da Selime Teyze'nin köyüne düşer. Ve başlarlar birbirlerine hikayelerini anlatmaya. 》İki hayat, iki kayboluş, iki yaralı yürek, iki yabancı ama bir o kadar tanıdık kadın bir evde buluşur. Bir sedire oturmuş, ellerinde çay bardakları, Kaz Dağları'nın eteklerinde, yeşilin, sakinliğin huzuruna sığınmışlar ve dökülüvermiş bütün sırlar dudaklardan... 》Selime teyzeyi okurken yaşlı insanlara, Meltem'i okurken de bir kız çocuğunun ihmal edilmişliğinin ruhunda bıraktığı hasarlara empati ile yaklaşacağımız bir yolculuk aslında bu kitap. 》Selime Teyze bir anne olarak evlatlarıyla sınanmış. Belki yeterince sevgi ve hürmet görmemiş kendi açısından bakınca. Anlaşılamamış onlar tarafından, belki de çocukları gözünden bakmamış bazı şeylere. Çocuklarının da mücadeleleri var elbette. Oğlunun onun dizine yatıp içini döktüğü kısım çok güzeldi. 》Meltem'in hikayesi ise beni daha çok etkiledi. Kimsesiz olmak, seni koruyan, sana sahip çıkan, çocukluk anılarının başrolünde olması gereken, seni seven ve yetiştiren bir ailenin olmaması dünyadaki en kötü şeylerden biri. Bunun yanımda evliliğinde de istediği aile sıcaklığını bulamıyor. Onun
Alıntı
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
"Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap."
Puan vermedi·404 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 00:59
》Bu kitap, Güneş tanrısı Helios’un kızı olmasına rağmen tanrılar arasında yeri olmayan Kirke’nin, kendi gücünü keşfetmesiyle başlayan bir dönüşüm hikayesidir. Farklılığı yüzünden sürgün edildiği ıssız adasında, büyülerini geliştirirken hem tanrılarla hem de ölümlülerle yolları kesişir; bu süreçte yalnızlık, aşk, kayıp ve güç üzerinden kim olduğunu ve neye dönüşmek istediğini sorgular. Keşfettiği büyücülük gücü ise onun hem özgürlüğü hem de laneti olur. 》Kirke'yi özel yapan şey ise büyü yeteneği değil aslında; öğrenme isteği ve yalnızlığa dayanabilme gücü. Sürgüne gönderildiğinde parçalanmıyor, aksine kendini inşa ediyor. Zamanla şu fark ediliyor: Kirke’nin en büyük gücü başkalarını kontrol etmek değil, kendi sınırlarını çizebilmek. Ve bu onu korkulan değil, saygı duyulan biri yapıyor. 》Başta çok güçlü biri gibi gelmiyor. Hatta biraz dışlanmış, biraz “yetersiz” hissettirilmiş biri. Ama sayfalar ilerledikçe onun aslında ne kadar kendi kendine büyüyen bir karakter olduğunu görüyorsunuz. Kimse onu kurtarmıyor, kimse ona yol çizmiyor. Kendi yolunu, kendi hatalarıyla buluyor. Bence kitabın en güzel yanı da bu. 》O aslında tanrıların arasında “fazlalık” gibi görülen bir karakter. Ne çok güzel, ne çok güçlü, ne de diğerleri kadar acımasız… Ama tam da bu yüzden en “insan” olan o. Kitap boyunca onun yalnızlığına, dışlanmışlığına ve en önemlisi kendini bulma sürecine tanık oluyorsunuz. Bu bir büyü hikâyesi gibi başlıyor ama aslında bir kadının kendi gücünü keşfetme hikâyesine dönüşüyor. En güzel tarafı şu: Kirke güçlü olmayı öğreniyor ama bu güç başkalarına benzemekle değil, kendi doğasını kabul etmekle geliyor. 》Kirke’nin zamanla yaşadığı değişimi görmek keyifliydi. Başta yalnızlıktan kaçan biri iken, sonlara doğru yalnızlığıyla barışan ve hatta onu seçen birine dönüşmesi… Bu
Alıntı
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
"Sen hayatını mahvet, ben kenardan izleyeceğim."
Puan vermedi·177 syf.··
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 00:04
》Kumarbaz’ı okurken aslında bir kumar hikayesi okumuyorsun. Daha doğrusu, mesele rulet masası değil; mesele insanın kendi zaaflarıyla kurduğu o garip, yıkıcı ilişki. Kitabın baş karakteri Aleksey, ilk bakışta klasik bir “aşık ve çaresiz genç” gibi görünüyor. Ama sayfalar ilerledikçe onun asıl derdinin aşk mı, gurur mu, yoksa bağımlılık mı olduğunu ayırt etmek zorlaşıyor. Bu belirsizlik bence kitabın en güçlü taraflarından biri. Çünkü gerçek hayatta da çoğu zaman neyin peşinden gittiğimizi tam olarak bilmiyoruz. 》Dostoyevski’nin bu kitabı yazma süreci de en az kitabın kendisi kadar çarpıcı. Yazarın ciddi bir kumar bağımlılığı olduğu ve bu kitabı borçlarını ödemek için çok kısa bir sürede yazdığı biliniyor. Hatta eseri yazarken zamanla yarıştığı, yetiştiremezse telif haklarını kaybedeceği bir anlaşma yaptığı söylenir. Bu bilgi, kitabı okurken bazı sahneleri daha da “gerçek” hissettiriyor. Çünkü Aleksey’in rulet masasındaki o kontrol kaybı, sanki kurgu değil de doğrudan yaşanmış bir itiraf gibi. 》Kitapta en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de “kazanma anı”nın mutluluk getirmemesi oldu. Normalde kazanmak bir son olmalı, ama burada tam tersine, kazandıkça daha çok kaybetmeye yaklaşıyorsun. Çünkü mesele para değil; mesele o anın yarattığı heyecan. Yani aslında karakterler paranın değil, hissin bağımlısı. 》Polina ile Aleksey arasındaki ilişki de ayrı bir karmaşa. Bu ilişkiyi klasik bir aşk hikâyesi gibi okumak mümkün ama bana daha çok güç savaşı gibi geldi. Kim kime daha bağımlı, kim kimi daha çok yaralıyor, bunu anlamak hiç kolay değil. Belki de Dostoyevski burada aşkın kendisini değil, aşkın içindeki manipülasyonu ve bağımlılığı gösteriyor. 》General, Matmazel Blanche, Des Grieux ise paraları ve çıkarları uğruna her şeyi yapabilecek, açgözlüler olarak nefretimi
Alıntı
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,4bin okunma
Reklam