Seni aklımdan silip atmayı denedim ama bedenimden silip atamıyorum. Gece gündüz senin vücudunu düşünüyorum. Okumaya çalıştığımda seni okuyorum. Yemeğe oturduğumda yediğim sensin. O bana dokunduğunda seni düşünüyorum. Orta yaşlı, mutlu bir evliliği olan bir kadınım ve gözümün tek gördüğü şey senin yüzün. Ne yaptın sen bana?
Sen benim amıma bak... Ona Venüs’ün tapınağı da diyoruz. Elini bastırdığın bu ini iyice incele. Senin için biraz açacağım. Şu taç gibi yükseltiye pubis tepeciği diyoruz: Genellikle on dört, on beş yaşında, genç kız âdet olmaya başladığında tüylerle süslenir. Hemen altındaki şu dilciğe klitoris diyoruz. Kadınların bütün hassasiyeti işte bu noktanın altında yatar. Sahip olduğum her şeyin evi burasıdır. Beni zevkten kıvrandırmadan bu noktaya dokunmak imkânsızdır... Dene bakalım... Ah! Seni küçük orospu! Nasıl da biliyorsun!.. Hayatın boyunca başka bir şeyle ilgilenmemiş gibi yeteneklisin!.. Bekle!.. Dur!.. Hayır, zamanı gelince sana söyleyeceğim, şimdi boşalmak istemiyorum!.. Ah!.. Beni durdurun Dolmancé!.. Bu güzel kızın büyülü parmakları üzerimdeyken aklımı kaybedebilirim!
Doğa, mutluluğun yoluna acılar döşemiştir; ancak bunları bir kere aştıktan sonra kıçımızdaki uzvun yerleşmesiyle tattığımız bu hazzın yerini hiçbir şey tutamaz. Açıkçası önden yapılacak girişten çok daha güzeldir bu giriş. Ayrıca kadının maruz kalacağı tehlikeleri de en aza indirger! Sağlık için daha az risklidir; üstelik hamile kalmak gibi bir durum da söz konusu değildir.
MADAM DE SAINT-ANGE: Tanrı’ya inanmıyordur umarım.
ŞÖVALYE: O nasıl söz! Kendisi en meşhur ateistlerden, en ahlaksız erkeklerdendir... Hatta kendisi tam ve kusursuz yozlaşmışlık örneğidir. Dünyadaki en şeytani, en alçak kişi odur.
MADAM DE SAINT-ANGE: Söylediklerin içimi ısıttı! Bana öyle geliyor ki bu adama deli divane olacağım.
Birbirimiz için deliriyor, vahşi yaratıklar gibi düzüşüyorduk; yaşadığımız ilkel şehvet beni öyle azdırıyordu ki içimde patlamak üzere olan orgazmın beni öldüreceğini sandım.