En güçlülerin bile uygulayabileceği kuvvetin bir sınırı vardır; bu sınırı aştıklarında kendilerini yok ederler. Devlet yönetiminde asıl sanat, bu sınırı saptayabilmektir. Gücün yanlış kullanımı ölümcül bir günahtır. Kanunlar intikam aracı, rehine ya da şehitleştirdiği kişilere karşı bir tahkimat olarak kullanılamaz. Bir bireyi tehdit ederseniz, bunun sonuçlarına katlanırsınız.
İnsan uygarlığı ne kadar egzotik hale gelirse gelsin, hayat ve toplum ne kadar gelişirse gelişsin ya da makine/insan arabirimi ne kadar karmaşıklaşırsa karmaşıklaşsın, insanlığın gidişatının, insanoğlunun kaderinin bireylerin göreceli olarak basit eylemleri tarafından belirlendiği tek güç dönemleri mutlaka olur.
Sonsuzluk kendine ait olanı geri alır. Bu suları kısa süreliğine dalgalandırmış bedenlerimiz, hayata ve kendilerine karşı besledikleri sevgiyle sarhoş olup dans ettikten ve bir takım tuhaf fikirler düşündükten sonra zamanın araçlarına teslim olur. Buna ne diyebiliriz ki? Ben belirdim. Yokum… Ama yine de belirdim.
İnsanlar düzen ister, öyle ya da böyle. Açlıklarının hapishanesinde oturup, savaşın zenginlerin sporu haline gelmesini seyrederler. Tehlikeli bir bilinçliliktir bu. Düzensizliğe yol açar.
İnsanlar zengin ve güçlülerden her zaman en kötü şeyleri beklemiştir Efendimiz. Denir ki, aristokratları tanımanın en kolay yolu şudur: Onlar yalnızca kendilerini popüler kılacak kötü alışkanlıklarını sergiler.