Sınırlı bir mekanda, kritik bir noktanın ötesine geçildiğinde, sayılar arttıkça özgürlük azalır. Bu durum, ağzı kapalı bir şişedeki gaz molekülleri için olduğu kadar, bir gezegeninin ekosisteminin sınırlı mekanında yaşayan insanlar için de geçerlidir. İnsanlar için önemli olan şey, o sistemin içinde muhtemelen kaç kişinin yaşayabileceği değil ,sağ kalabilenler için nasıl bir hayatın mümkün olacağıdır.
Kanunlar ve görevler din çatısı altında birleştiğinde, insan asla tamamen bilinçli olamaz, asla kendinin tamamen bilincine varamaz. Asla tam bir birey olamaz.
‘Mali sistemi ve mahkemeleri kontrol edin yeter… Gerisini ayak takımına bırakın.’ Padişah-imparator size bunu tavsiyede bulunuyor. Ve diyor ki: ‘Kazanç istiyorsanız hükmetmelisiniz.’ Sözlerinde haklılık payı var, ama kendime şu soruyu sormadan edemiyorum: ‘Ayaktakımı kim, yönetilenler kim?’
Din ile siyaset aynı arabada gittiğinde, sürücüler karşılarında hiçbir şeyin duramayacağını sanır.Dümdüz gider, hızlandıkça hızlanırlar. Engelleri tamamen gözardı eder, körlemesine gidenlerin uçurumu çok geç fark edeceğini unuturlar.