Gurur hayatın tuzudur derler; gururum nereye gitti? Ya ben yaşadığım hayatı anlayamadım ya da bu hayatın hiçbir değeri yoktu. Daha iyisini de bulamadım, göremedim, kimse de göstermedi. Sen bir gelip, bir kayboluyordun, tıpkı parlak, hızlı bir kuyrukluyıldız gibi; bense her şeyi unutuyor, ağır ağır dönüyordum.
Herşeyi biliyorum, anlıyorum, fakat gücüm, iradem yok! Bana iradeni, zekânı aşıla, o zaman istediğin yere götür! Belki senin peşinden gelebilirim, ama yalnız başıma yerimden kımıldayamam. Hakkın var: Bu iş ya şimdi olur ya da hiçbir zaman olmaz. Bir yıl sonra iş işten geçer.
Derdi olduğu zaman duyduğu üzüntü yağmurda şemsiye açmak kabilindendi. Üzülmesi de uyuşuk bir tevekkülden ziyade bir öfkeye benzerdi.
Istırabına sabırla katlanırdı, çünkü nedenini başkalarında değil, kendinde arardı. Sevinçleri de yoldan çiçek toplar gibi koparır ve daha solmadan atardı; böylece her zevkin dibindeki acı tortuyu tatmazdı.