Melika

Sabah ya da akşam, cuma ya da pazar, hiçbir farkı yoktu, hepsi birbirinin aynıydı: içini kemiren, bir an için bile olsun dinmeden eziyet eden acı; umutsuzluk içinde her şeyin tükendiği ama yine de henüz yaşamın bitmediği bilinci, adım adım yaklaşan korkutucu ölüm tek gerçekti ve bir de bitmek bilmeyen o aynı yalanlar böyle bir durumda saatin,günün, haftanın ne anlamı olabilirdi ki?
Reklam
Ölüm değil büyük ceza Her zerresi yalnızlık Bu dünyayı sevmek hâlâ.
Baba kendisi yağlı elbiseyle gezer, kimseye zırnık koklatmazdı, fakat son parasını bile kızına harcar, pahalı hediyeler alırdı.;beğendirince de sevincinden deli olurdu. Bazıları kızlarını evlerinde prensesler gibi yaşatırlar!
Umutsuzluk en yakıcı zevktir, özellikle de içinde bulunduğun durumun çaresizliğini açıkça kavramışsan.