Dünyada tek bir insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.
“Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.”
Her kitabevinde, dijital platformlarda, olumlu eleştirilerde yere göğe sığdırılamadığı için “neymiş bu” diye okuduğum kitap.. Daha kitaba başlarken bu kitabı okuyan insanların yarı yarıya ayrıştığını biliyordum, ya çok beğeniliyor ya da bir daha okunmamak üzere rafa kaldırılıyordu. Ben de rafa kaldıranlardanım.. Yalnızca insan davranışlarının, mevcut durumların şekillendirilmesi, resmedilmesi bakımından aforizma tadında cümleler ilgimi çekti. “Zaten insanın ilgisini bazen bazı şeyler çeker” dilinde yazılmış cümleler yani. Onun dışında Amerika’nın siyasal ekonomik durumuymuş da, toplum sorunlarıymış da, ergenlik çağındaki çocuğun isyanıymış da.. geçiniz. Ortalama bir insanın kitabın içeriğinden çok büyük anlamlar çıkarabilmesi için olağanüstü bir efor sarf etmesi gerekli. Ne yazık ki hayal kırıklığı yaratan bir kitap oldu.