Ya okunmaya değer bir şeyler yaz, ya da yazılmaya değer bir şeyler yap... Benjamin Franklin
Hah işte Jack London'da bu iki öğütten birini yapmakla yetinmeyip ikisini de yapmış: ömrünün ilk yirmi senesi yaşamış, kalan diğer yirmi senesiyle de yazmış. Üstelik bu yirmi seneye elliden fazla kitap sığdırmış olağanüstü bir deha bana göre. Acaba diyorum yetmişine kadar yaşama şansı verilseydi kendisine, daha nice güzel eserler okuma şansımız olurdu?
Beyaz diş, Martin Eden'dan sonra yazardan okuduğum ikinci kitap. İlk kitap kadar olmasa da bunu da çok beğendim.
Kitabın konusuna gelecek olursak; ilk bölüm ufak istisnalar dışında kitapla bağdaşmayan bir bölüm ve sıkıcı geçti benim için. Daha sonra da beyaz dişin hikâyesi başlıyor. Yarı köpek yarı kurt olan beyaz diş insanların eline düştükten sonra onların zalimlikleriyle birlikte kurt olan yarısı daha baskın çıkıyor ve kendi türüne düşman kesilen bir ölüm makinası haline geliyor. Evcil hayvan besleyen kişileri özellikle etkileyecek olan bu hikâyeyi okumalarını tavsiye ederim.
Şunu da belirtmek isterim ki kitapta sevginin aslında ne kadar güçlü bir alet olduğunu, vahşi bir hayvanın bile sevgiyle tamamen evcil olmasa dahi sizin emirlerinize nasıl itaat edeceği ve size sadık kalacağı sonucunu çıkarabileceğiniz güzel bir kitap. Sevgiyle kalın:)