bid'atçılardan birisi inandığı şeyhten yardım istemeyi ve ona kabrinin yanında veya kabrinin dışında tâbi olmayı, seher vakti mescitte Allah'a dua etmekten kendisi için daha yararlı görmektedir ve onun tarikatından çıkıp tevhide yönelen kişiyle de alay etmektedir. Onlardan pek çoğu mescitleri harap bir vaziyetle bırakıp türbeleri imar etmektedirler. Bu, onların Allah'la, O'nun âyetleriyle ve peygamberiyle alay etmeleri ve şirke saygı göstermelerinden başka bir şey değildir. Onlardan birisi bazı beyitleri dinlediği zaman öyle bir huşu ve huzur içerisinde dinler ki Allah'ın âyetlerini dinlerken aynı huşu ve huzuru duymaz. Hatta âyetleri dinlemek onlara sıkıcı gelir ve o âyetlerle ve onları okuyanlarla alay ederler. Böylece Allah'ın şu ayetinden en büyük payı onlar alırlar:
"Deki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?"
Toplumun ileri gelenlerinden başka bu dinden hoşlanmayan, dine ve dindarlara karşı alay ve istihza silahını kullanan çeşitli tabakalar vardır. Bunlar, yazarlar, hikayeciler, medya mensupları, sanatkârlar, her tür erdemden yoksun günahkâr kadınlar, içkiciler, uyuşturucu müptelâları ve diğerleridir. Bunlar da din ve dindarlarla alay ederler, çünkü onların faaliyeleri haram ticaret üzerine kâimdir ki, Allah'ın dini hakim olduğu zaman çamurunda yaşadıkları ve pisliğinde çoğaldıkları bu kirli bataklık kuruyacaktır.