Er Risaletü't Tedmüriyye

Tevhid Risalesi

İbn Teymiyye
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 18 dk.
Sayfa Sayısı:
152
Basım Tarihi:
2015
Yayınevi:
İz Yayıncılık
ISBN:
9789753555876
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Türler:
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yaradanı yaratılmışa benzetme
9/10
·152 syf.··
2026 48. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 13:37
Selamın aleyküm, incelemem biraz geç oldu kusura bakmayın unutmuşum yazmayı . Kitap, yaratılmışa ait bazı özellikleri Allah'ın zatına ve sıfatlarına vermenin yanlış olduğunu anlatıyor örneğin; “Allah'ın iki eli yaratıkların eli gibidir " vb sözler gibi ya da “ Allah'ın oğlu ve ya kızı " haşa !sözleri son derece yanlıştır. Allah (cc) ne doğmuş ne de doğurmuştur O'nun eşi benzeri yoktur. Kitabın içerisinde ayetler ve hadisler örnek verilerek anlatılıyor , akıcı anlaşılır bir anlatım diline sahip ve bence daha fazla okunmalı. (Okuduğunuz için teşekkür)
İnceleme
Tevhid Risalesiİbn Teymiyye · İz Yayıncılık · 201558 okunma
4/10
·152 syf.··
2025 17. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2025 18:54
Selâmun aleyküm, eser bilindiği üzere İbn Teymiyye tarafından yazılmış bir selefî itikat kitabıdır. Aslında bu itikat meselelerinden kitabın sonunda bahsetmiş, başlarda daha çok diğer fırkalarla kendi fırkasının ruyetullah ve sıfatlar gibi konularda düşüncelerini anlatıp diğerlerine reddiyede bulunmuştur. Bazı konularda kelâm mezheplerine güçlü itirazları olsa da yetersiz kaldığını düşünüyorum, hatta "Bizi teşbihle itham ediyorlar ancak onlar da Allah'tan sıfatları nefyedip O'nu yoka benzetiyorlar." itirazını ciddiyetle yazdığını düşünmüyorum. Zirâ Cehmiyye gibi mezhepler sıfatları bir eksiklik olarak görüyor, misalen "Allâh' masa değildir." dendiğinde yine İbn Teymiyye'nin "Bizi masa dediğimiz için teşbihle suçluyorsunuz ancak siz de O'nu yoka benzetiyorsunuz." gibi bir itirazı takdir edersiniz ki komik kaçacaktır. Bunun dışında Meşşailere yönelttiği itirazı yerinde buluyorum. Haberî sıfatlar konusunda ele aldığı bilâ keyf bilâ teşbih tarzındaki usûlü de zannımca eksik bi usûl. Zaten müellifin başka eserlerinde "Allah'ın bilâ keyf bila teşbih haddi/sınırı vardır." minvalindeki sözlerinin varlığını biliyoruz. Bu yönden eksik bir usûl ve hatta usûl denemeyecek kadar bozuk bir söylem. İbn Teymiyye kendini "selefi" adı altında Selef-i Sâlihîn'e nispet etse de selefin haberî sıfatlar konusunda yapmadığı tafsilatı kendisi yapıyor. Bilhassa yed mevzuunda el uzvunun kemâlini anlatmaya kadar gidiyor. Ehl-i Sünnet kelâmnda bu lafızlar tevil edilir ve nihayetinde Allahualem denilir. Zaten böyle bir tevile İbn Teymiyye de karşı olmadığını belirten cümleler kullanmıştır. İnşallah bu inceleme genel manada bir fikir oluşturmuştur. Vesselâm.
Tevhid Risalesiİbn Teymiyye · İz Yayıncılık · 201558 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2022 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2022 01:03
İbn Teymiyye'nin okuduğum ilk kitabıydı. Tevhid'den daha çok son bölümde bahsetmiş ya da ben öyle algıladım. Diğer bölümler daha çok kavram açıklamalarıyla dolu olduğu için son bölümler hariç bana sıkıcı geldi. İlk okuduğum kitabı bu olmamalıymış.
Din
Tevhid Risalesiİbn Teymiyye · İz Yayıncılık · 201558 okunma

Yazar Hakkında

İbn TeymiyyeYazar · 79 kitap
İbn-i Teymiyye (Arapça: تقي الدين أحمد بن تيمية Taqi ad-Din Ahmad Ibn Taimiyya, 1263-1328, Hicri: 661-728) Selefiyye / Ehli hadis anlayışının en önemli alimlerinden sayılan ve görüşleri çeşitli İslam alimlerini ve akımlarını etkilemiş olan İslam alimi ve düşünürdür. Tam adı "Ebu'l-Abbas Takıyyuddîn Ahmed bin Abdülhalîm bin Mecdiddîn bin Abdüsselâm bin Teymiye" olan İbn Teymiyye Harran'da doğmuştur. Moğol istilası yüzünden, çocukken ailesiyle birlikte Şam'a (Dımaşk) gitmişlerdir. O dönemlerde Şam bilim ve kültür açısından da çok önemli bir şehirdi. Moğol istilaları döneminde doğması ve yetişmesi onun karakterini etkilemiş, siyasi düşüncesinde de yansımaları olmuştur. İbn Teymiye'nin babası da bir alimdi ve Şam'a geldikten sonra oradaki Emeviye Mescidi'nde bir ders ve vaaz kürsüsüne sahip olmuştur. Dedesi de büyük bir İslam alimi olan İbn Teymiye ailesi tarafından küçük yaşlardan itibaren ilmi bir kariyere yöneltilmiştir. Şam'a gelmelerinden sonra babası Sükkerriyye Dârulhadisin'de müderrislik yapmaya başlamıştır. İbn-i Teymiyye ilk eğitimini burada almıştır. Öncelikle Kur'an tahsili görmüş, daha sonra hadise yönelerek hadis çalışmalarına başlamıştır. Bu sıralarda Hanbeli fıkhıyla da ilgilenmiş bu konuda da çalışmaya başlamıştır. Bunların dışında Arap dili grameri ve Arap tarihiyle de ilgilenmiştir. Felsefe ve mantık konusunda yaptığı tenkitler düşünülürse büyük ihtimalle felsefe ve mantık ilimleriyle de ilgilenmiş, bu konularda çeşitli araştırmalar yapmıştır. Kendisi daha 21 yaşlarındayken babası vefat etmiştir. Babasının vefatı üzerine genç yaşına rağmen babasının ders grubuna da hocalık yapmaya başlamıştır. İbn Teymiye fakih (hukuk alimi) ve muhaddis (hadis alimi) kişiliğinin yanı sıra akaid konularında da çeşitli söylemlerde bulunuyordu. Özellikle yaşadığı dönemlerde yaygınlaşmaya başlayan sufizme karşı, çoğunlukla isim vermeden genel tenkitlerde bulunmuştur. Bu konuda çeşitli risaleler de kaleme almıştır ki, genel söylemi ve bunlar sufizm eleştiri açısından onu önemli bir konuma koymaktadır. Özellikle Muhyiddin İbn-Arabî'nin görüşlerine karşı getirdiği eleştiriler bu alanda önemli bir yere sahiptir. Akaid konularında Eş'ariyye mezhebine ters düşen düşünceleri vardı, akli veya felsefe ile mantığa dayanan yorumlardan kaçınmaktaydı. Bu dönemin Eş'ariyye mezhebine bağlı olan idarecilerini ve halkın büyük bir kısmını ona karşı olmaya itmiştir. Bu sırada gelişen bir Moğol istilası karşısında da aktif biçimde rol almış ve savaşmıştır. Özellikle savaştaki konumu, halkı ısrarla Moğollara karşı savaşa davet etmesi onu diğer birçok alimden ayırmıştır. Bu tip muhalif yönleri nedeniyle birçok düşman edinmiştir. Davet üzerine Mısır'a gitmeye karar vermiştir. Burada çeşitli şeyler bahane edilerek haksız bir şekilde zindana atılmıştır. Zindanda yaklaşık bir buçuk sene yattıktan sonra serbest kalmıştır. Zindanda kaldığı bu dönemde çeşitli işkencelere de maruz kalmıştır. Bundan sonraki dönemde Mısır'daki sufilerle arasında büyük çatışmalar ortaya çıkmıştır. Sık sık tartışmalara giriyor, büyük tenkitlerde bulunuyordu. Bu durum bir süre sonra idarenin tepkisini çekmiş bu genel kargaşa ve tartışma ortamını yatıştırmak için Teymiye yeniden hapsedildi. Yine de bu hapis süreci ilkine oranla daha hafif geçmiştir, zira bu sefer dönemin kadıları onun yanında yer almış onun daha iyi şartlar altında ceza görmesini sağlamışlardır. Zaten kısa bir süre sonra da serbest bırakılmıştır. Fakat devrin yeni idaresi onun İskenderiye'ye sürülmesi kararına varır ve İbn Teymiye İskenderiye'ye gider. Mısır tahtı yeniden el değiştirince, İbn Teymiye Kahire'ye davet üzere geri dönmüştür.Ellili yaşlarındayken Moğollara karşı bir savaş çağrısı üzerine, tekrar Şam'a hareket etmiştir. Fakat savaş gerçekleşmemiştir. Yine de Şam'da ikamet etmeye devam eden İbn Teymiye fıkıh konusuna ağırlık vermiştir. Her ne kadar Hanbeli mezhebini takip etse de, mezhebe tamamen bağlandığı söylenemez. Zaman zaman dört fıkıh (hukuk) mezhebinin görüşlerine mutabık, zaman zaman ters görüşleri de oluyordu ve bunları açıklamakta tereddüt duymuyordu. İdarenin bu davranışını yasaklamasına rağmen, İbn Teymiye dört mezhebin görüşleriyle ters düştüğü durumlarda kendi görüşünü sunmaktan ve fetva vermekte geri durmamıştır. İdarenin yasağı tekrarlamasına rağmen İbn Teymiye'nin davranışını sürdürmesi sonucu, İbn Teymiye Şam kalesinde hapsedildi. Yaklaşık altı ay hapiste kaldıktan sonra serbest bırakıldı. İbn Teymiye fıkıh çalışmalarına ağırlık vererek devam etse de, diğer konularda da çalışmalarına devam eder. Bu sıralarda karşıtı gruplar onun eski fetvalarından birini ortaya atarak onun idare ile arasının açılmasına neden olmuş, sonuçta İbn Teymiye tekrar hapsedilmiştir. Hapis süreci içinde baskı artmış ve sonunda onun hapiste okuyup yazması da yasaklanmıştır. İbn Teymiye iki yıl sonra, 1328'te, yakalandığı bir hastalık sonucu vefat etmiştir.