Dua ve Tevhid

İbn Teymiyye
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 1 dk.
Sayfa Sayısı:
142
Basım Tarihi:
2004
İlk Yayın Tarihi:
1995
Yayınevi:
Pınar Yayınları
ISBN:
9789753520816
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Türler:

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·142 syf.··
2022 17. kitabı
Büyük âlimlerin kitapları her zaman farklı bir tat bırakıyor. Her konuyu hem kısa ve öz hem derinlemesine anlatan güzel bir eser. Allah kendisinden razı olsun.
Dua ve Tevhidİbn Teymiyye · Pınar Yayınları · 200482 okunma
Dua Dua Dua
9/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2022 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2022 18:24
Duanız yoksa hiç birşeyiniz yok. Şu bir hakikat ki dua etmek insana huzur veriyor. Sıkıntılar karşısında onu teskin edip mücadelesinde dayanıklı olmaya motive ediyor. Dua etmek ,kendinden üstün bir varlıktan birşeyler talep etmek; farklı ritüeller şeklinde de olsa neredeyse bütün inançlar da mevcut. Ayrıca insan sağlığı üzerindeki pozitif etkileri özellikle manevi anlamda bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek. Kendisiyle şereflendiğimiz yegane din olan İslam dininde de bu eylemin fazileti ve önemi bizzat kuranda Rabbimiz tarafından " Eğer duanız olmasaydı size ne diye değer vereyim" ayetiyle sabittir. Dua etmek, dua etmenin lezzetine varmak herkese nasip olunamayacak bir lütûfdur. Hatta bu işin sırrına erenler; " Allah'ım bize istediğimizi hemen verme ki sana dua etmekten vazgeçme bedbahtlığına düşmeyelim "diyecek kadar dua etmenin lezzetine hazzına sıkıntılara rağmen erişenlerdir. Peygamber efendimiz (sav): "Dua etmek ibadetin ta kendisidir buyuruyor" Nasıl ki namaz kılmak, Allah yolunda hicret etmek ,cihad etmek bir ibadet ise dua etmek te bir ibadettir. Ve bu ibadet göründüğü kadar basit değildir aslında sabırla ellerini açıp gözyaşları içinde Allah'a niyazda bulunmak her kula nasip olmayacak bir nimettir. Duayı kalıplaşmış kelime ve cümlelerle yüzeysel yapanlar bu işin tadına eremezler. Özellikle günümüzde camilerde müezzinin komutuyla toplu yapılan ve dar bir zamana sıkıştırılmış dua etme biçimi insanların ferdi olarak dua ibadetiyle Allah'a yakınlaşmasına mani oluyor. Bu konuda tüm imamların duanın faziletiyle ilgili genel anlamda cemaati bilinçlendirmeleri ve mevcut dua anlayışından vazgeçmeleri yadsınamaz bir sorumluluktur.
Din
Dua ve Tevhidİbn Teymiyye · Pınar Yayınları · 200482 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

İbn TeymiyyeYazar · 79 kitap
İbn-i Teymiyye (Arapça: تقي الدين أحمد بن تيمية Taqi ad-Din Ahmad Ibn Taimiyya, 1263-1328, Hicri: 661-728) Selefiyye / Ehli hadis anlayışının en önemli alimlerinden sayılan ve görüşleri çeşitli İslam alimlerini ve akımlarını etkilemiş olan İslam alimi ve düşünürdür. Tam adı "Ebu'l-Abbas Takıyyuddîn Ahmed bin Abdülhalîm bin Mecdiddîn bin Abdüsselâm bin Teymiye" olan İbn Teymiyye Harran'da doğmuştur. Moğol istilası yüzünden, çocukken ailesiyle birlikte Şam'a (Dımaşk) gitmişlerdir. O dönemlerde Şam bilim ve kültür açısından da çok önemli bir şehirdi. Moğol istilaları döneminde doğması ve yetişmesi onun karakterini etkilemiş, siyasi düşüncesinde de yansımaları olmuştur. İbn Teymiye'nin babası da bir alimdi ve Şam'a geldikten sonra oradaki Emeviye Mescidi'nde bir ders ve vaaz kürsüsüne sahip olmuştur. Dedesi de büyük bir İslam alimi olan İbn Teymiye ailesi tarafından küçük yaşlardan itibaren ilmi bir kariyere yöneltilmiştir. Şam'a gelmelerinden sonra babası Sükkerriyye Dârulhadisin'de müderrislik yapmaya başlamıştır. İbn-i Teymiyye ilk eğitimini burada almıştır. Öncelikle Kur'an tahsili görmüş, daha sonra hadise yönelerek hadis çalışmalarına başlamıştır. Bu sıralarda Hanbeli fıkhıyla da ilgilenmiş bu konuda da çalışmaya başlamıştır. Bunların dışında Arap dili grameri ve Arap tarihiyle de ilgilenmiştir. Felsefe ve mantık konusunda yaptığı tenkitler düşünülürse büyük ihtimalle felsefe ve mantık ilimleriyle de ilgilenmiş, bu konularda çeşitli araştırmalar yapmıştır. Kendisi daha 21 yaşlarındayken babası vefat etmiştir. Babasının vefatı üzerine genç yaşına rağmen babasının ders grubuna da hocalık yapmaya başlamıştır. İbn Teymiye fakih (hukuk alimi) ve muhaddis (hadis alimi) kişiliğinin yanı sıra akaid konularında da çeşitli söylemlerde bulunuyordu. Özellikle yaşadığı dönemlerde yaygınlaşmaya başlayan sufizme karşı, çoğunlukla isim vermeden genel tenkitlerde bulunmuştur. Bu konuda çeşitli risaleler de kaleme almıştır ki, genel söylemi ve bunlar sufizm eleştiri açısından onu önemli bir konuma koymaktadır. Özellikle Muhyiddin İbn-Arabî'nin görüşlerine karşı getirdiği eleştiriler bu alanda önemli bir yere sahiptir. Akaid konularında Eş'ariyye mezhebine ters düşen düşünceleri vardı, akli veya felsefe ile mantığa dayanan yorumlardan kaçınmaktaydı. Bu dönemin Eş'ariyye mezhebine bağlı olan idarecilerini ve halkın büyük bir kısmını ona karşı olmaya itmiştir. Bu sırada gelişen bir Moğol istilası karşısında da aktif biçimde rol almış ve savaşmıştır. Özellikle savaştaki konumu, halkı ısrarla Moğollara karşı savaşa davet etmesi onu diğer birçok alimden ayırmıştır. Bu tip muhalif yönleri nedeniyle birçok düşman edinmiştir. Davet üzerine Mısır'a gitmeye karar vermiştir. Burada çeşitli şeyler bahane edilerek haksız bir şekilde zindana atılmıştır. Zindanda yaklaşık bir buçuk sene yattıktan sonra serbest kalmıştır. Zindanda kaldığı bu dönemde çeşitli işkencelere de maruz kalmıştır. Bundan sonraki dönemde Mısır'daki sufilerle arasında büyük çatışmalar ortaya çıkmıştır. Sık sık tartışmalara giriyor, büyük tenkitlerde bulunuyordu. Bu durum bir süre sonra idarenin tepkisini çekmiş bu genel kargaşa ve tartışma ortamını yatıştırmak için Teymiye yeniden hapsedildi. Yine de bu hapis süreci ilkine oranla daha hafif geçmiştir, zira bu sefer dönemin kadıları onun yanında yer almış onun daha iyi şartlar altında ceza görmesini sağlamışlardır. Zaten kısa bir süre sonra da serbest bırakılmıştır. Fakat devrin yeni idaresi onun İskenderiye'ye sürülmesi kararına varır ve İbn Teymiye İskenderiye'ye gider. Mısır tahtı yeniden el değiştirince, İbn Teymiye Kahire'ye davet üzere geri dönmüştür.Ellili yaşlarındayken Moğollara karşı bir savaş çağrısı üzerine, tekrar Şam'a hareket etmiştir. Fakat savaş gerçekleşmemiştir. Yine de Şam'da ikamet etmeye devam eden İbn Teymiye fıkıh konusuna ağırlık vermiştir. Her ne kadar Hanbeli mezhebini takip etse de, mezhebe tamamen bağlandığı söylenemez. Zaman zaman dört fıkıh (hukuk) mezhebinin görüşlerine mutabık, zaman zaman ters görüşleri de oluyordu ve bunları açıklamakta tereddüt duymuyordu. İdarenin bu davranışını yasaklamasına rağmen, İbn Teymiye dört mezhebin görüşleriyle ters düştüğü durumlarda kendi görüşünü sunmaktan ve fetva vermekte geri durmamıştır. İdarenin yasağı tekrarlamasına rağmen İbn Teymiye'nin davranışını sürdürmesi sonucu, İbn Teymiye Şam kalesinde hapsedildi. Yaklaşık altı ay hapiste kaldıktan sonra serbest bırakıldı. İbn Teymiye fıkıh çalışmalarına ağırlık vererek devam etse de, diğer konularda da çalışmalarına devam eder. Bu sıralarda karşıtı gruplar onun eski fetvalarından birini ortaya atarak onun idare ile arasının açılmasına neden olmuş, sonuçta İbn Teymiye tekrar hapsedilmiştir. Hapis süreci içinde baskı artmış ve sonunda onun hapiste okuyup yazması da yasaklanmıştır. İbn Teymiye iki yıl sonra, 1328'te, yakalandığı bir hastalık sonucu vefat etmiştir.